SEKSENÜÇÜNCÜ MEKTÛB

"Bu mektup, Bahadır Han’a yazılmıştır. Zahiri ve batını toparlamakla beraber İslamiyet’in zahirine ve hakikatine yapışmayı bildirmektedir:

Hak teâlâ, dağınık şeylere olan bağlılıklardan kurtarsın. Mukaddes olan kendisine tam bağlanmakla şereflendirsin. Bu duamızı Peygamberlerin efendisi hürmetine kabul buyursun “aleyhi ve alâ âlihi ve aleyhim minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ”!

Farsça beyit tercümesi:

Her ne ki güzeldir, Allah sevgisinden başka,
Hepsi cana zehirdir, şeker gibi de olsa!

İnsanın zahirini, parlak olan İslamiyet’in zahiri ile süslemesi ve batınını da hep Hak teâlâ ile bulundurması çok güç bir iştir. Acaba hangi talihli bir kimseyi bu iki nimetle şereflendirirler? Bugün bu iki nimete birlikte kavuşmak, hatta yalnız İslamiyet’in zahirine uymak ele geçmez bir hazine gibi olmuştur. Kibrît-i ahmerden [yani demire sürtünce altına çevireceği sanılan maddeden] daha kıymetlidir. Hak teâlâ, sonsuz olan merhameti ile geçmişlerin ve geleceklerin en üstününe uymakla zahirimizi ve batınımızı şereflendirsin “aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmât”!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi