|
"Bu mektup, Hace
Kasım’a yazılmıştır. Bütün varlığımızla Allahü teâlâya dönmek lazım olduğu
ve bu nimete kavuşmak için Ebû Bekir Sıddîk’ın yoluna sarılmak icap ettiği
bildirilmektedir:
Hak teâlâ, bu alçak
dünyayı gözünüze aşağı ve değersiz göstersin. Kalp aynanızı, ahiretin güzel
cemali ile süslesin! Bu duamızı; miraç gecesi, kendisinden gözü hiç
ayrılmayan tertemiz Peygamberi hürmetine kabul buyursun “aleyhi ve alâ âlihi
minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ”! Okşayıcı, kıymetli
mektubunuz ve yüksek değerli hediyeleriniz geldi. Lütfeylemişsiniz. Allahü
teâlâ hayırlı karşılıklarını ihsan eylesin! Sevenlerimize ve iyi gözle
bakanlarımıza nasihatimiz şudur: Bütün varlığımızla Allahü teâlânın mukaddes
zatına dönmeliyiz! O’ndan başka her şeyden yüz çevirmeliyiz!
İş budur, bundan
başkası hiçtir!
Bugün bu büyük
nimete kavuşmak için Ebû Bekir Sıddîk’ın yoluna inanmak ve bağlanmak
lazımdır. Bu yolda bulunan büyüklerin “rh.a.” bir
sohbeti ile kavuşulan şeyler, sıkı riyazetlerle ve ağır mücahedelerle ele
geçemez.
Bu büyüklerin
yolunda,
sonda kavuşulan
nimetler başlangıçta yerleştirilmiştir.
Sona varanların kavuştuklarını daha ilk sohbette ihsan ederler. Bu
büyüklerin yolu, Ashab-ı kiramın yoludur. Ashab-ı kiram “rıdvânullahi teâlâ
aleyhim ecmaîn”, insanların en üstününün daha birinci sohbetinde “aleyhi ve
aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” öyle nimetlere kavuştular ki ümmetin evliyası
bunlara en sonda belki kavuşabilir. İşte bu,
nihayetin bidayete
yerleştirilmesidir.
Öyle ise bu büyükleri can ile, gönül ile seviniz! Çünkü bütün saadetlerin
temeli, sebebi bu sevgidir. Allahü teâlâ size ve doğru yolda gidenlere ve
Muhammed Mustafa’nın izinde bulunanlara selamet versin “aleyhi ve alâ
âlihissalâtü vesselâm!”
Abdulkadir Akçiçek Tercümesi
|