DOKSANINCI MEKTÛB

"Bu mektup, Hace Kasım’a yazılmıştır. Bütün varlığımızla Allahü teâlâya dönmek lazım olduğu ve bu nimete kavuşmak için Ebû Bekir Sıddîk’ın yoluna sarılmak icap ettiği bildirilmektedir:

Hak teâlâ, bu alçak dünyayı gözünüze aşağı ve değersiz göstersin. Kalp aynanızı, ahiretin güzel cemali ile süslesin! Bu duamızı; miraç gecesi, kendisinden gözü hiç ayrılmayan tertemiz Peygamberi hürmetine kabul buyursun “aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ”! Okşayıcı, kıymetli mektubunuz ve yüksek değerli hediyeleriniz geldi. Lütfeylemişsiniz. Allahü teâlâ hayırlı karşılıklarını ihsan eylesin! Sevenlerimize ve iyi gözle bakanlarımıza nasihatimiz şudur: Bütün varlığımızla Allahü teâlânın mukaddes zatına dönmeliyiz! O’ndan başka her şeyden yüz çevirmeliyiz!

İş budur, bundan başkası hiçtir!

Bugün bu büyük nimete kavuşmak için Ebû Bekir Sıddîk’ın yoluna inanmak ve bağlanmak lazımdır. Bu yolda bulunan büyüklerin “rh.a.” bir sohbeti ile kavuşulan şeyler, sıkı riyazetlerle ve ağır mücahedelerle ele geçemez.

Bu büyüklerin yolunda, sonda kavuşulan nimetler başlangıçta yerleştirilmiştir. Sona varanların kavuştuklarını daha ilk sohbette ihsan ederler. Bu büyüklerin yolu, Ashab-ı kiramın yoludur. Ashab-ı kiram “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn”, insanların en üstününün daha birinci sohbetinde “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” öyle nimetlere kavuştular ki ümmetin evliyası bunlara en sonda belki kavuşabilir. İşte bu, nihayetin bidayete yerleştirilmesidir. Öyle ise bu büyükleri can ile, gönül ile seviniz! Çünkü bütün saadetlerin temeli, sebebi bu sevgidir. Allahü teâlâ size ve doğru yolda gidenlere ve Muhammed Mustafa’nın izinde bulunanlara selamet versin “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm!”


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi