Allahü teâlâ
hâlinizi güzel ve kalbinizi temiz eylesin! Kıymetli mektubunuzu Mevlânâ
Muhammed Sıddîk getirdi. Allahü teâlâya hamd olsun ki uzakta kalanları
unutmamışsınız. Görünüşte nefsinize karşı olan sözleriniz kısaca
anlaşıldı.
Nefs, emmârelik
yaptığı zaman buna karşı söylenen şeyler doğrudur. Fakat nefs, itminâna
geldikten sonra ona karşı gelmenin yeri yoktur. Çünkü o zaman nefs, Hak
teâlâdan razıdır; Hak teâlâ da ondan razıdır. Nefs beğenilmekte ve kabul
olunmaktadır. Kıymetli olana karşı gelinmez. Onun istekleri, Hak
teâlânın istekleridir. Çünkü nefsin itminâna kavuşması için Allahü
teâlânın ahlâkı ile ahlâklanması lazımdır.
Artık o
mukaddes olmuş, her türlü kusurdan temizlenmiş, karşı durulacak yeri
kalmamıştır. Kendisine bakılamayacak derecelere yükselmiştir. Her
söylediğimiz bizde kalır.
Farsça beyit
tercümesi:
Kendinden
haberi olmayan kimse,
Nerede kaldı
başka şeyleri bile?
Çok olur ki
cahiller, nefsten hiç haberleri olmadığı için mutmainneyi emmâre
sanırlar. Nefs-i emmâreye karşı yaptıklarını, nefs-i mutmeinneye de
yaparlar. Nitekim kâfirler, Peygamberleri (a.s.)
başka insanlar gibi sanıyorlar; Peygamberliğin yüksekliğine
inanmıyorlar. O büyüklere (a.s.) ve onların
yolunda gidenlere inanmamaktan Allahü teâlâya sığınırız.