YÜZİKİNCİ MEKTÛB

Bu mektûb, molla Muzaffere yazılmıştır. Ödünç alıp vermekteki fâizi bildirmektedir:

Ödünç verenin fazla olarak istediği malın yalnız faiz olduğunu söylemiştiniz. Mesela on iki dirhem ödemesi şartı ile on dirhem gümüş verenin aldığı gümüşten yalnız fazla olan iki dirhemi faiz olur, haram olur demiştiniz. Halbuki daha fazlasını ödemesi şartı ile ödünç vermek faizdir. Yani böyle olan sözleşme haramdır. Haram anlaşma ile ele geçen malın hepsi haram olur. Mesela on iki dirhem ödemesi şartı ile on dirhem ödünç verilse, alınan on iki dirhemin hepsi haram olur.

Faiz ile ödünç vermek ve almak haram olduğu Kur’an-ı Kerim’de açıkça bildirilmiştir. İhtiyacı olanın da olmayanın da faizle ödünç alması haramdır. İhtiyacı olana faiz haram olmaz demek, Kur’an-ı Kerim’in emrini değiştirmek olur. Kınye kitabı, Kur’an-ı Kerim’in emrini değiştiremez. Lahor şehrinin büyük âlimlerinden olan Mevlânâ Cemâl, "Kınye’nin birçok haberleri kıymetli kitaplara uymamaktadır. Böyle haberlerine güvenilmez" buyururdu. [İbni Âbidîn (rh.a.) dahi Kınye’nin birçok haberinin zayıf olduğunu, güvenilmeyeceğini buyurmaktadır. Bu kitabı Zâhidî yazmıştır.]

Kınye’nin bu yazısını doğru kabul etsek bile, buradaki ihtiyaç kelimesine zaruret ve ölüm tehlikesi manasını vermek lazımdır. Böylece Mâide suresi dördüncü ayetinin "Ölüme sebep olan sıkışık hâle düşen" mealindeki izninden istifade edilmiş olur. Çünkü bu ayet-i kerime, haramlardan affolunabilecek özrü beyan buyurmaktadır. Faiz ile ödünç almak için her ihtiyaç özür olsaydı, faizin haram edilmesine sebep kalmazdı. Çünkü faiz ödemeyi ancak ihtiyacı olan kabul eder. İhtiyacı olmayan kimse, açıktan para vermek istemez. Allahü teâlânın bu yasak emri yersiz, lüzumsuz olurdu. Allahü teâlânın kitabına böyle iftira edilemez. Abes ve yersiz bir şey bulunması düşünülemez.

Her ihtiyacı olanın faiz ile para alması caiz diye bir an düşünsek; ihtiyaç da bir nevi zarurettir. Zaruretin dereceleri vardır. Ziyafet vermek için faiz ile para almak ihtiyaç değildir. Meyyitin (ölünün) bıraktığı malda meyyitin ihtiyacı; kefen ve cenaze masrafı olduğu kitaplarda bildiriliyor. Onun ruhu için ziyafet vermeye ihtiyaç denilmemiştir. Meyyit, sadakanın sevabına herkesten çok muhtaç olduğu hâlde, onun ruhu için yemek (helva) dağıtılmasını İslâmiyet emretmemiştir. O hâlde bunları yapmak; faizle para almak için ihtiyaç ve özür olur mu? Ölünün ihtiyacı kabul edilse bile, faizle alınan para ile pişen yemekleri yemek helal olur mu? Çoluk çocuğun çok olması, erkeğin askerde bulunması özür ve ihtiyaç sanılarak "faizle para almak caiz ve helal olur" demek bir Müslüman’a yakışmaz. Böyle belaya yakalanmış olanlara emr-i maruf ve nehy-i anil münker yaparak doğru yolu göstermek lazımdır. Bir Müslüman nasıl olur da böyle haram işi yapabilir?

İhtiyaçları temin edecek yol çoktur. "Bu zamanda şüpheli olmayan kazanç kalmadı" diyorsunuz. Evet, öyledir; fakat elden geldiği kadar şüphelilerden kaçınmak lazımdır. Tarlayı abdestsiz sürmek, tohumunu abdestsiz ekmek; rızkın bereketini ve tayyip (güzel) olmasını giderir demişlerdir. Hindistan’da böyle çalışan hemen yok gibidir. Fakat Allahü teâlâ kulundan, elinden geldiği kadar yapmasını istemektedir. Faiz ile para alıp ziyafet vermekten sakınmak herkes için kolaydır.

Helale haram, harama helal diyen kâfir olur. Fakat bu durum; kati, meydanda olan helal ve haramlar içindir. [Helal ve haram oldukları dört mezhepte de söz birliği ile bildirilenler içindir.] Zan olunanlar için değildir. Hanefî mezhebinde mubah olan çok şey vardır ki Şafiî mezhebinde mubah değildir; bunun aksi de vardır. Muhtaç olduğu şüpheli olan birinin faizle para alması helal olur demeyene, açık bildirilen harama helal diyemeyene dil uzatılmaz; sapık veya gerici denilmez. Helal demesi için zorlanamaz. Onun haklı olması daha kuvvetlidir; hatta haklı olduğu meydandadır. Ona dil uzatanlar haksızdır ve tehlikededir.

Mevlânâ Abdülfettâh, "Faizsiz borç almak iyidir. Niçin faiz ile alıyorlar?" demiş. Siz de "Böyle söyleme. Helali inkâr mı ediyorsun?" diyerek onu tekdir etmişsiniz. Yavrum, bu sözünüz kati olan helal için doğrudur. İhtiyacı olanın faiz ile borç almasına helal deseniz bile, bunu yapmamak yine daha iyi olur. Vera sahipleri (takva ehli), ruhsat ve izin verilen şeyleri yapmamış; herkese azimet yolunu göstermişlerdir. Lahor şehrindeki müftüler ihtiyacı olana caiz olur demiş ise de ihtiyaçtan ihtiyaca fark vardır. Her ihtiyaç özür sayılırsa, faizin haram olacağı yer kalmaz. Faizin haram edilmesi abes ve lüzumsuz bir emir olur. Oruç ve yemin kefareti niyeti ile de fakirleri doyurmak için faiz ile borç almak caiz değildir. Fakir doyuramayan oruç tutar. İslâmiyet’e uymak ile, az bir takvanın bereketi ile Allahü teâlâ insanın ihtiyacını kolaylıkla giderir. Allahü teâlâ takva sahiplerini sıkıntılardan kurtarır.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi