Allahü teâlâya
hamd olsun! Onun seçtiği kullarına selamet olsun! Tevhid, kalbi Allahü
teâlâdan başka şeylere bağlanmaktan kurtarmak demektir. Kalbi masivaya
çok az bile olsa bir bağlılığı bulunan kimse, tevhid sahibi olamaz. [Masiva,
Allahü teâlâdan başka şeylerin hepsi demektir.] Bu nimeti elde etmeden
önce "vâhid birdir" demek ve "vâhid bilmek", huzur sahiplerine göre boş
laf olur.
Evet, iman
etmiş olmak için "vâhid" demek ve "vâhid bilmek" lazımdır. Fakat bu,
Allahü teâlâdan başka tapınacak hiçbir şey yoktur demektir. Allahü
teâlâdan başka hiçbir şey var değildir demekle onun arasındaki başkalık
meydandadır. Tasdik ve iman ilimle olur; vicdanla anlamak ise bir
hâldir. Bu hâle kavuşmadan önce bunun üzerinde konuşmak doğru olmaz.
Büyükler
arasında bu hâlden söz edenler, şu ikisinden biridirler: Ya kendilerini
hâl kaplayarak örtülmüşlerdir; bunun için sorguya çekilmez,
suçlanmazlar. Yahut hâllerini başkalarına örnek olmak için
bildirmişlerdir. Böylece başkaları kendi hâllerini bu büyüklerin hâlleri
ile ölçerek doğru olup olmadıklarını anlasınlar. Bu ikisinden başka
sebeple hâlini, sırrını açıklamak yasaktır.
Hak teâlâ o
büyüklerin hâllerinden az bir şey biz yabancılara da ihsan eylesin!
Muhammed Mustafa’nın sünnet-i seniyyesine [yani ahkâm-ı İslâmiyet'e]
yapışmakla şereflendirsin "s.a.v."!
Sevgili Peygamberi (aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât) ve O’nun
Âli (radıyallahü teâlâ aleyhim ecma’în) hürmetleri için bu duamızı kabul
buyursun! Âmîn!
Ayrıca başınızı
ağrıtayım ki, bu duacınızın mektubunu getiren Meyan Şeyh Abdülfettâh
Hafız, olgun bir kimsedir. Bir insan evladıdır; bakacağı kimseleri
çoktur. Kızlar babasıdır. Geçim darlığından dolayı ihsan sahiplerine
başvurmaktadır. Beklediğine kavuşacağını umarım. Başınızı daha çok
ağrıtmaktan çekindim.