YÜZOTUZİKİNCİ MEKTÛB

Kardeşim! Görünüşe bakılırsa, fakîrlerin sohbetinden sıkıldığınız, zengininlerle arkadaşlık kurduğunuz anlaşılıyor. Çok fenâ yapıyorsunuz. Bugün gözünüz kapalı ise de, yarın açılacaktır. Fekat o zamân, pişmanlıktan başka ele bir şey geçmeyecektir. Haberleşmeliyiz.

Ey şaşkın! Senin şu hâlin iki şey olabilir: Zenginlerin arasında iken gönlünü Allahü teâlâ ile yapabilirsin veyâ yapamazsın. Eğer yapabilirsen fenâdır. Eğer yapamazsan dahâ fenâdır. Eğer yaparsan fenâ olur dedik. Çünkü istidrâctır. İstidrâc iyi görünür. Fakat felâkete götürür. Böyle olmaktan Allahü teâlâya sığınırız. Onların arasında gönlünü Allahü teâlâya veremezsen, dahâ fenâ olur dedik. Çünkü, Hac sûresinin, (Dünyâda ve âhiretde ziyân ettiler) meâlindeki on birinci âyetinde bildirilenlerden olursun.

Fakîr çöpçüler, koltukta oturan zenginlerden çok iyidir. Bu söze belki inanırsın. Belki de inanmaz, şaşarsın. Fakat, bir gün gelecek inanacaksın. Lâkin, o inanışın fâidesi olmayacak. Yağlı, tatlı yemeklere ve süslü, modaya uygun elbiseye düşkünlük, seni bu belâya da sürükledi. Fırsat elden dahâ gitmemiştir. İşin doğrusunu düşününüz!

Allahü teâlânın rızâsına, sevgisine engel olanları düşman biliniz! Onlardan kaçınız! Çok sakınınız! Tegâbun sûresinin, (Çok doğrudur ki, zevcelerinizden ve çocuklarınızdan size düşmân olanlar vardır. Onlardan sakınınız!) meâlindeki ondördüncü âyetini okuyarak gaflet uykusundan uyanmalıdır.

Birlikte geçirdiğimiz günlerin haklarını göz önünde tutarak, size bir nasîhat yapıldı. İster dinleyiniz, ister dinlemeyiniz. Önceden de, sizin yersiz davranışlarınızı görerek bu yolda bulunamayacağınızı anlamıştım. Korktuğum başımıza geldi. (İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci’ûn). Doğru yolda gidenlere ve Muhammed Mustafâ'nın (s.a.v.) izinde bulunanlara selâm olsun! Yaradılışınızdaki iyiliği ve uygunluğu görerek, sizden başka şeyler umuyordum. Kıymetli cevherinizi çöplüğe attınız. (İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci’ûn).


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi