YÜZKIRKDÖRDÜNCÜ MEKTÛB

"Bu mektup, Hafız Mahmûd’a yazılmıştır. Seyr ve sülûkü bildirmektedir:

Allahü teâlâ yüksek derecelerde sonsuz ilerlemek nasip eylesin! İnsanların efendisi ve mirac gecesi Rabbinden ayrılmayan gözlerin sahibi (s.a.v.) hatırı için duamızı kabul buyursun! Âmîn. Farsça mısra tercümesi:

"Her ne olursa olsun, sevgiliden anlatmak daha tatlı!"

"Seyr" hareket demektir; "sülûk" ilerlemek demektir. İkisi de ilmin, bilginin ilerlemesidir; madde hareketi değildir. "Seyr-i ilallah" demek; aşağı bilgilerden yüksek bilgilere ilerlemek, ilimde durmadan yükselmektir. Böylece mahluklara ait her şey bilindikten sonra Allahü teâlânın ilmine kadar varılır. Bu bilgiler başlayınca mahluklara ait bilgilerin hepsi unutulur. Bu hâle "Fenâ" denir.

"Seyr-i fillah" demek; Allahü teâlânın isimleri, sıfatları, şüun ve itibarâtı ve takdisâtı ve tenzihâtı mertebelerinde ilmin ilerlemesi demektir. Böylece anlatılamayan, işaretle bildirilemeyen ve isim verilemeyen, bir şeye benzetilemeyen, kimsenin bilemediği ve anlayamadığı merteye varılır. Bu seyre "Bekâ" denir.

Üçüncü seyre "Seyr-i anillahi billah" denir. Bu da ilmin hareketidir. Yüksek bilgilerden aşağı bilgilere inilir. Böylece mahlukları bilmeye kadar inilir; bütün vücub mertebelerinin bilgisi unutulur. Bundan sonra dördüncü seyr başlar; buna "Seyr-i eşya" denir. Birinci seyrde unutulmuş olan eşyanın bütün bilgileri şimdi yavaş yavaş ele geçer. Bu dördüncü seyr, birinci seyrin tersidir; üçüncü seyr de ikinci seyrin karşılığıdır.

Seyr-i ilallah ile seyr-i fillah velâyeti elde etmek içindir; çünkü velâyet, Fenâ ve Bekâ demektir. Üçüncü ve dördüncü seyrler, davet makamını elde etmek içindir. Davet makamı Peygamberlere mahsustur (a.s.). O Peygamberlerin hepsine ve ayrıca en üstünleri olana Allahü teâlânın af ve selamları olsun! Peygamberlerin izinde bulunanların en üstünlerine de bu makamdan bir pay ayırırlar. Yûsuf suresinin, "Ey sevgili Peygamberim! Onlara de ki: Benim yolum budur. Sizi gafletten uyandırarak Allahü teâlâya çağırıyorum. Ben ve benim izimde bulunanlar çağırıcıyız" mealindeki yüz sekizinci ayeti bunu göstermektedir.

İşte tasavvuf yolunun başı ve sonu bunlardır. Bunları talipleri teşvik ve saliklerin kıymetlerini bildirmek için yazıyorum. Allahü teâlâ, doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) izinde gidenlere selamet ve iyi yolculuk versin!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi