İKİYÜZYEDİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed’e “rh.a.” yazılmıştır. İnsanların bir arada bulunmasının kalplerini beraber edeceği ve İslamiyet’e uymayan şeylerin kıymetsiz olduğu bildirilmektedir:

Allahü teâlâya hamd olsun! O’nun seçtiği, sevdiği kimselere selam olsun! Çok zaman geçti; sizin, mahdumzâde hazretlerinin, Cemaleddin Hüseyin’in, orada bulunanların ve hele Şeyh İlahdâd ve Meyan Şeyhülhediyye’nin selamet haberlerini alamadım. Her hâlde uzakta kalan bu kardeşlerinizi unuttuğunuz anlaşılıyor. Evet, yakında bulunmanın kalplerin birleşmesinde büyük tesiri vardır. Bunun içindir ki hiçbir veli, bir sahabi derecesine yükselemez. Veysel Karânî “rh.a.” o kadar şanı yüksek olduğu hâlde, Resulullah’ı “s.a.v.” hiç görmediği için Ashab-ı kiramdan en aşağı olanın derecesine yetişemedi. Abdullah bin Mübarek hazretlerinden soruldu ki: “Hazret-i Muaviye ile Ömer bin Abdülaziz’den hangisi daha yüksektir?” Cevap olarak: “Muaviye (radıyallahü anh), Resulullah’ın (s.a.v.) yanında giderken atının burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz’den kat kat daha yüksektir” buyurdu.

Burada bulunanların hepsi iyiyiz. Allahü teâlâya bunun için, belki bütün nimetleri için hamd ve şükürler olsun. Nimetlerinin en büyüğü olan Müslüman yaptığı için ve mahluklarının en iyisinin yolunda bulundurduğu için ne kadar çok hamd edilse yine azdır. Çünkü O’nun yolunda bulunmak iyiliklerin başı, kurtulmanın çaresi ve dünya ve ahiret saadetlerinin kapısıdır. Allahü teâlâ, peygamberlerin en üstünü hürmetine “aleyhi ve aleyhim ve alâ âlihissalâtü vesselâm”, bizleri ve sizleri her zaman bu yolda bulundursun! Âmin.

Farsça mısra tercümesi:
İş budur. Bundan başkası hiçtir!

Tasavvufçuların sözlerinden ele bir şey geçmez. Onların hâllerinden insanın bir şeyi artmaz. Onların vecdleri ve hâlleri İslamiyet’e uygun olmazsa on para etmez. Keşifleri, ilhamları kitaba ve sünnete benzemezse yarım arpa kadar değerleri olmaz. Tasavvuf yolunda ilerlemenin sebebi, İslamiyet’te inanılması lazım olan şeylere yakînin ve imanın artması içindir. Hakiki iman da bu demektir. İkinci sebebi de fıkıhta bildirilen vazifeleri yapmanın kolay ve tatlı olması içindir. Tasavvuf bu ikisine kavuşmak içindir; bunlardan başka bir şey için değildir. Çünkü Allahü teâlâ Cennet’te görülecektir, dünyada hiç görülemez. Tasavvufçuların aradıkları müşahedeler, tecelliler gölgelere kavuşmaktır ve benzetilen, O sanılan şeylerle avunmaktır. Allahü teâlâ ötelerin ötesidir.

Şaşılacak şeydir ki; onların müşahedeler ve tecelliler diye övündükleri şeylerin iç yüzleri eğer anlatılırsa bu yola yeni girenlerin gevşemelerinden korkulur ve arzuları, istekleri azalır. Eğer iç yüzleri anlatılmazsa, doğrusunu bildiğim hâlde doğru ile yanlışın birbirlerine karışmalarına göz yummuş olmaktan korkarım. Ey yollarını şaşırmışlara doğru yolu gösteren Rabbim! Alemlere rahmet olarak yarattığın Muhammed “aleyhisselâm” hürmeti için bana doğru yolu göster! Hâlinizi ara sıra bildiriniz ki sevgiyi artırır. Doğru yolda bulunanlara selam olsun!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi