İKİYÜZKIRKYEDİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Mirza Hüsameddin Ahmed hazretlerine yazılmıştır. Allahü teâlânın varlığını gösterenin, yine kendisi olduğu bildirilmektedir:

Allahü teâlâyı delilsiz, vesilesiz olarak tanıdım. Daha doğrusu delilleri Allahü teâlâ vasıtası ile tanıdım. Çünkü her şeyin delili, her şeyin varlığını gösteren O’nun varlığıdır. O’nu gösteren bir şey yoktur; çünkü delil olanın, gösterenin, gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey O’nunla meydandadır. Her şeyin varlığı O’ndandır. O; kendini de, her şeyi de göstermektedir. Bunun içindir ki "Rabbimi, Rabbim vasıtası ile tanıdım ve her şeyi O’nunla tanıdım" deriz. Böyle olduğu münazara ilmindeki (Limmî) usulü ile anlaşılmaktadır. Âlimlerin çoğuna göre (İnnî) delili ile anlaşılır. [(Limmî) "niçinli" demektir, niçin sorularını cevaplandırmak lazım olur. (İnnî) "elbetteli" demektir.] Belli olduğu için "niçin" demeye lüzum yoktur. Delilin Limmî veya İnnî olması görüş ayrılığındandır. Doğrusu ise burada delil aramanın yeri yoktur; çünkü Allahü teâlânın varlığı meydandadır. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur, her şeyden daha açıktır. Ancak kalbi hasta, gözünde perde olan anormal kimse göremez. Her şey, açıktaki beş duygumuz ile anlaşılır. Hepsinin varlığı Allahü teâlâdandır. Böyle olduğunu anlamayanların çoğu hasta kimselerdir; onların hasta olması, böyle olmasına zarar vermez. Size ve doğru yolda olanların ve Muhammed'in “s.a.v.” izinde gidenlerin hepsine selam olsun!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi