İçindekiler | Birinci Beyân

Mukaddime1

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Hamd Allah'a mahsustur.
O Allah ki, insanı yarattı, en güzel şekilde suretlendirdi, imân nûru ile onu süsleyip güzelleştirdi. Ona hüsn ü beyanı vermekle diğer yaratıklar üzerine takdim ve tafdîl etti (Önde tutup faziletli kıldı). Kalbine ilmin hazinelerini akıtmakla, onu kemâle erdirdi. Sonra kendi rahmetinden onu örtecek perde verdi. Sonra hâtırına geçen ve kalbinde doğan şeyleri ifade edecek ve kapalı olan perdeyi açıklayacak dil verdi. Hakkı söylemeğe onu muktedir kıldı da, verilen ni'metlere şükrü ifade etti. Allahu Teâlâ'nın eşi, dengi ve ortağı olmayıp tek bir mâbûd olduğuna, Muhammed aleyhisselâm'ın da O'nun tercih ederek yükseltip ikram ettiği ve ayetlerle tafdil edilmiş olan Kur'ân-ı Azîm ile gönderilmiş bir peygamberi olduğuna şehadet ederim.

Yeryüzünde tekbir ve tehlil eden bulunduğu müddetçe salât u selâm O'na ve O'nun âl ve ashâbı ile bütün geçmiş iyiler üzerine olsun.

***

Bundan sonra bilmiş ol ki; dil, Allahu Teâlâ'nın en büyük ni'metlerinden ve O'nun ince san'atlarının en mühimlerindendir. Dilin kendisi küçük olmakla beraber gerek tâat ve gerek isyanı büyüktür. Cirmi küçük, fakat cürmü büyüktür. Zira kulun küfür ve şehadeti ancak dilindeki ifadesinden anlaşılır. Küfür, isyanın; îman, tâatın son haddidir. Aynı zamanda var olsun yok olsun, Hâlık olsun mahlûk olsun, hayal olsun malûm olsun, maznûn (zannedilen) olsun mevhûm olsun, ne varsa dil ona şâmil olur. Onu isbât veya nefyetmekle ona taarruz eder. Çünkü ilmin şâmil olduğu her şeyi dil ifade eder. Ya hak ile konuşur veya bâtıl ile. İlmin de şâmil olmadığı hiç bir şey yoktur. Bu şümûl (kapsayıcılık), dilden başka hiç bir âzada bulunmaz. Meselâ göz, renk ve suretlerden; kulak seslerden; el cisimlerden başkasını anlayamaz. Diğer âzâlar da böyledir. Ama dilin sahası geniştir. Onun bir mânii ve imkânının sonu yoktur. Onun hayır ve iyiliklerde geniş meydanı olduğu gibi, kötülüklere de götüren yolu vardır.

Dilini salıverip, dizginlerine sahip olmayanı, şeytan her sâhada oynatır. Onu büyük bir uçurumun kenarına ileterek helâke sürükler. İnsanları yüzüstü Cehennem'e düşürecek olan, onların dillerinin belâsıdır. Dilin kötülüğünden ancak, onu Şeriat dizginine vurup dünya ve âhirete yarayacak sözlerde kullanan, hâl ve istikbâlde tehlike doğuracak sözlerden tutanlar kurtulabilir.

Dili hangi mevzûlarda salıvermenin makbûl veya merdûd olduğunu bilmek zor ve dili böyle istendiği şekilde kullanmak çetindir.

İnsâna âzâlarından en çok isyân edeni, dilidir. Çünkü o, kolaylıkla istediği tarafa gider. Onu sallamakta bir zorluk yoktur. İnsanlar, dilin âfet ve gailelerinden aldırmaz! Onun hile ve aldatmalarından çekinmez oldular! Hâlbuki insanı aldatmakta şeytânın en büyük âletlerinden biri dildir.

Biz Allahu Teâlâ'nın yardımı ve lûtf u keremi ile dilin âfetlerinin toplandığı ve bulunduğu yerleri açıklayacak, hudûd, sebeb ve gaileleri ile birlikte ele alıp teker teker anlatacak ve ayrıca kurtuluş çârelerini de bildireceğiz. Bunun yanında bu âfetleri zemmeden haberleri de îzah edeceğiz.

Önce sükûtun faziletini, sonra mâlâyâninin (faydasız, boş sözlerin), sonra fuzûli sözlerin, sonra bâtıla dalmanın, sonra sırasıyla mira (riyakârlık, söz ile mücâdele, içindekinin aksini söyleme), husûmetin âfetleri ile, ağzı eğip bükmekle sözü söylemenin seci'li (düz ifadeleri kafiyeli söyleme) ve edebi konuşmalara özenmenin âfetleri ile buna benzer yapmacık edebiyatçı hatiblerin âfetleri anlatılacaktır.

Bunlardan başka fahiş sözlerin, sövmenin, dil ile eziyetin kötülükleri; nebat, canlı ve cansız varlıklar ile insâna lânetin, şiir ile teganninin âfetlerini de anlatacağız. Ancak "Semâ" bahsinde teganninin câiz olup olmayan taraflarını anlattığımız için onu tekrar edecek değiliz. Şakanın, maskaralığın, eğlencenin, sırrı ifşanın, yalan söz vermenin, söz ve yeminde yalanın, yalana târizlerin (dokundurmaların), gıybet, çekiştirme, koğuculuk, söz gezdirme, yerine göre başka başka konuşmanın âfetleri ile övmenin âfetleri, konuşmadaki hataların inceliklerinden, gafletin, bilhassa Allahu Teâlâ'nın sıfatı ile alakalı dînin esasına taallûk eden konuşmalardaki hataların âfetleri, sonra avâmın, Allahu Teâlâ'nın sıfatlarından sormasının ve kelâmının kıdem ve hudûsu (kelâmının başlangıcı olmadığı ve mahlûk olmadığı konuları) üzerinde durmalarının; harfleri kadim midir, hadis midir? demelerinin âfetlerini anlatacağız. Hepsi yirmi âfettir. Allah'ın lütf u kereminden yardım ve tevfik dileriz.