1. Merbût ebrûvâne kilîd-i hazîneler
Erzân-ı sadr-ı beste-tılsım defîneler
2. Pertev-figen mi mertebede mihr ü mâhdan
Ruhsâr var iken geçemez sadre sîneler
3. Mânend-i mâh cebhesi çîn-âşinâ değil
Mahsûsdur o gamzelere resm-i kîneler
4. Hem-meşrebân biri birine ittihâd eder
Hem-reng mi olursa serâ âbgîneler
5. Yelken açarsa bahr-i me'ânîye vaktidir
Hâzık leb-â-leb oldı sühanle sefîneler
1. Hazinelerin anahtarı o (sevgilinin) kaşlarına bağlıdır;
Tılsımlı defineler (gizli güzellikler) onun sadrında (göğsünde) bolca bulunur (erzân).
2. Mertebe (yücelik) bakımından Güneş ve Ay'dan daha mı fazla ışık saçıcıdır (pertev-figen) ki;
Yanak(lar) dururken sineler (göğüsler) baş köşeye (sadre) geçemez.
3. Onun ay gibi (parlak) alnı, kırışıklık (kızgınlık ve hiddet alameti) tanımaz;
(Çünkü) kin gütme âdeti o yan bakışlara (gamzelere) mahsustur.
4. Aynı meşrepte (huyda) olanlar birbiriyle nasıl birleşir (uyum sağlarsa);
Kadehler de (âbgîneler) baştan başa aynı renk olursa (şarapla dolarsa) öyle uyumlu olurlar.
5. (Şimdi şairin) mânalar denizine yelken açmasının tam vaktidir;
Ey Hâzık! (Çünkü) gemiler (şiir defterleri) söz incileriyle ağzına kadar (leb-â-leb) doldu.
بسم الله الرحمن الرحيم
١- مربوط ابروانه كليد خزينهلر
ارزان صدره بسته طلسم دفينهلر
٢- پرتو فگنمى مرتبهده مهر و ماهـدن
رخسار وار ايكن كيچهمز صدره سينهلر
٣- مانند ماه جبههسى چين آشنا دكل
مخصوصدر او غمزهلره رسم كينهلر
٤- هم مشربان برى برينه اتحاد ايدر
همرنگمى اولورسه سرا آبگينهلر
٥- يلكن آچارسه بحر معانییه وقتيدر
حاذق لبالب اولدى سخنله سفينهلر