Divân-ı Hâzık TR
Düzenleyen: Dr. Necati Aksu
(Osmanlıca Tüm Divân -
Tıklayın
)
Hâzık kimdir?
Mi'râciyye
Na'at-ı Şerif I
Na'at-ı Şerif II
Hamd ü lillah
Yetmez mi çin-i kâkül-i nafe-şiken bana
Ebrekat şemsü'd-duhâ min nûr-ı envâri'l-hüdâ
Neşve-i sahbâ-yı vaslın zevkı ânîdir bana
İhtilât-ı nâs şimdi çün yasağ oldı bana
Hulâsa-i sözüm ey nûr-ı âfitâb sana
Dokunsa turrana ma'zûr tut mestânedir cânâ
Dest-meke oldı gerdiş-i peymâne âşinâ
Ne dem ki vasf-ı hat-ı sebze-zâr olur peydâ
Kâinât içre mukayyed görünür mutlak bana
Olunca sâkî-i gül-çehrede çîn-i cebîn peydâ
Giriftâr-ı hevâ kim dîde-i pür-hûn eder peydâ
Hayfder ağyâr ile bu rütbe yârânlık sana
Bâd-peymâlıkda etmez kimse hempâlık sana
Atınca kur'a-i bî-müşkil-küşâ-yı râz sana
Âteş-i aşkınla pişmiş dil kebâb olmuş sana
Peyk-i dili kederde surağ eyleme yâ Rab
Gül vakti irdi başladı feryâde andelîb
Iztırâba halk ile bîhûde gavgâdır sebeb
Neşât-ı vaslı telh eyler hirâs-ı makdem-i ağyâr
Hânemizde teng ü tenhâ o yâr bu şeb
Sâye-i zülf-i dil-âşûba ederdim himmet
Ehl-i hatâya nâfe-i âhû-yi mağfiret
Mizâc-ı dîde-i bîmâr oldı âh dürüst
Tevfîk olicak râhber-i gülşen-i rahmet
Hâsiyet-i endûh-ı neşât-âvere minnet
Mest eylese bir kimseyi sahbâ-yı muhabbet
Figân-ı andelîbe bir giyâh-ı ter midir bâis
Etmez erbâb-ı hiredle bu dil-i dîvâne bahs
Vâr iken dirlik müdârâ çeng ü gavğâdır abes
Vücûdun sâlim teslîme sevdâ-yı şinâdan geç
Döküldi gerdene zülf-i siyâh peçâpeç
Bâde-nûş oldığı dem sâkî-i âşüfte-mizâc
Doğrusı kec hayâl ile misâl-i kec
Olsa bir kîsede âsâr-ı felâh
Virdi aya dün gice gîsû-yı müferrah
Duhter-i rez ile idüb da'vî-i merdâne kadeh
Sundı mestâne bu şeb destiye peymâne o şûh
Sôfî sana 'aceb mi görürse şarâb-ı talh
Mahbûbı olsa dil bûse-hvâh gam küstâh
'Işk-ı cânâne der ancak maksûd
Gelür teşrîfe hasretle ser-i pâyinden feryâd
Zâhidâ eyleme kerâmet-i rindâne hased
Koymadı la'lin leb ü gonce-dehen bende vücûd
Ol dürr-i la'lindir baña kand-i mükerrerden lezîz
Hamîde-kad ile nâzük-meniş degülse n'ider
Raks ile kâse der kef-i aya-sâkî iş budur
Arz-ı rû eylemek âb u tâb-ı nev-bahâr olsa ne gör
Dil-rübâlık kâm-rânlık nâz-perverlikdedür
Murg-i hevâ-yı 'ışka dâm âşiyâneder
Dilbere ebrûvânı perçîn-i nâz eyler
Hemîşe 'âşık-ı şeydâ sayar bayar söyler
Reftâr iderse serv-i ser-efrâz-ı kâm revânîdür
Nigâh-ı nazra-i ruhsârdan mehcûr kalmışdır
Bû'l-heves bâzî-i 'ışkın katı âsân mı sanur
O mest-i nâz ile bâzîçe-i beşîşe vâdîdir
Hurûf-ı seste nazar kıl sitem-i bûz tesîdir
Yâr ile sohbet helva katı lezzetli olur
Âmed şode fütâdesi çâbük atılıdır
Mînây-ı mey eğri, kadeh ve kendi tulumdur
Garîbân-keşte sînesine hedefden nişân virür
Her kimin tâzelere sarf edecek pâresi var
Şol kim tarîk-i rızâ-yı Hudâ'da sâirdür
Ol nev-cüvân-ı tâze ki şehr-i rehâlıdır
Sanur mı şâm-ı hicrânı o meh-pâre seher-sazdır
Nûş eyle sôfî bâde-i nâb-ı safâyı gör
Hayli 'uşşâkı dirîgâ ne yazar
Sanma kim câzibe-i hüsni Bih-zâd yazar
Eyler şitâb şahne-i sehm-i kadr-i kesr
Bârâna kaldı hırmen-i gam-ı rebûde der
Gamze-kâr şîve-bâzlığa nâtüvân bulunur
Semend-i nâze pây-mâl olmadık efser mi kalmışdır
Yine Ya'kûb-ı dilin nâle vü efgânı var
Kezb ile her dem o sâdık eyleyen sâdık mıdır
Bû-yı hûde tekâpû-hâne ber-dûş oldığım nedendir
O şûhun iptilâsı bir belâ-yı nâ-gehânîdir
Mestlik zevkini mey-hânede mest-âne bilür
Hurşîdimiz envâr-ı dil-i rûşenimizdir
Âşûb olan cihâna dü gözlerle kaşdur
Zevk istedikçe devr-i felekden kesel virür
O perî bencileyin şîfte olmaz mı sanur
Sitemkârlık cefâ-cûluk rüsûm-ı dil-rübâlıktır
Nutk-ı Mesîh la'l-i leb-i dil-berimdedir
Âhımızdan dem-be-dem sâkî hicâb-âverdedir
Seninle etdiğim zevk u safâlar yâda gelmişdir
Sahbâ-yı 'aşk bâde-i nâbı unutdurur
Çeşmim hemîşe eşk-i nedâmet suyundadır
Gark-ı pervâne tahammülde er oğlu erdir
Hayâl-i hâl-i ruhsârıyle lâle dâğ-ber-dildir
Neşve-i sahbâ ile pür-âb u tâb olmuş gelür
Şeh-levendim hışm ile mest-i şarâb olmuş gelür
Kalb-i şikeste hâtır-ı endûh-gîn arar
Vâ'iz hemîşe kürsî-i vâlâ-mekân arar
Çerâğ-ı meclisi pervâne yana yana arar
Nûr-ı cemâli şem'-i tecellî ziyâsıdır
Yoğımış merkez-i matlûbda çün pây-ı karâr
Sirişk-i merdümek-i dîdemiz bebeklik eder
Düşenler kayd-ı nâma çarh elinden hayli hançer yer
Nihâl-i gül-bün elinde nekâre-zenlik eder
Gayra şükûfe-i keremi deste destedir
Merbût ebrûvâne kilîd-i hazîneler
Vasla meyli o mehin hatt-ı siyeh-fâm işidir
Aldı ârâm u sükûnum âteşîn âvâzeler
Aşkınla gönlüm nûrdur her bir demi bir sûrdur
Kîneden hâtır-ı bed-hâh durur boş kalmaz
Hayâl-i hâl-i ruhsârın dil-i pür-tâbdan çıkmaz
Hilâl-âsâ kemân ebrû bedîd olmazsa 'îyd olmaz
Dest-i ümîdi zeyl-i ricâdan kes istemez
Dil-beste-i mahabbet olan erzân istemez
Mezemmetle zebâna düşmeni tab'-ı kirâm almaz
Hedef-veş sîne tutsan nâvek-i gamze nişan almaz
Düşmese rûze-i hicrâna dem-i ülfetümüz
Tîşe-zenlik oldu ancak pîşe-i irşâdımız
Olsaydı pîr-i mey-kede şeyn-i kebîrimiz
Ancak rızâda oldu tarîk-i sedâdımız
Germiyyet-i piyâle ile hiffet etmişüz
Ser-pençemizle şâne-zen-i perçem olmışuz
Dimâğ-ı câna suûd eyledi buhâr-ı heves
Tâir-i kudsîye yeter oldu vücûdun mahbes
Var mıdur gayrı güzellerde o mest-âne bakış
Aldum haberi dün gice ağyâra sarılmış
Musavver cevher-i la'l-i lebün mevcûd göstermiş
Nihâl-i ma'siyetün meyvesi melâmet imiş
İtmezse çünki nâvek-i takdirden halâs
Hazrâ denildi gerçi sebze-sitâne bi'l-farz
Sûziş-i mihr ü muhabbettür bu dünyâdan garaz
Olur mu men hatırım bâdiye-peymâ-yı neşât
Dimâğ-ı tab'uma nâf-i gazâledür el-fâz
Gösterdi rûy-i dil-bere sûz ü gudâz şem'
Humâr olsa da olmam piyâleden fârig
Niyâz geçmedi harf-ı ricâya hayfâ hayf
Künc-i mey-hâne bir mekân-ı latîf
Gönül komaz girih-i zülf-i yârumuz muğlak
Bûs-ı izâr-ı yâre sezâ-ver mi olmadık
Bezm-gâha sâğar-ı la'l-i lebün başla ayak
Mürîcahdür bana dünyâda bî-zâd u nevâ-sûzlük
Ârif olmaz kişi peymâne-keşân olmayıcak
Çeşm ü müjgânunla kârı gâh sulh u gâh ceng
Eylemiş pinhân rûhun zülf-i siyeh-kârun senün
Aldı ârâm u sükûnum çeşm-i mestânun senün
Dilberün şîve-i reftârı levendâne gerek
Nâz ider pâdişeh-i dehre kemîn-bende-lerün
Kasr-ı gerdûnı geçer sâyesi mey-hânemüzün
Biraz da mu'tedil olsa şitâsı Erzenü'r-Rûm'un
Yine bir âfitâbı ey gönül hâtır-nişîn itdük
Âşık-ı ser-bâza taklîd itmek âsân degül
Ve terk eyle kerem-hâhlığı ayn-ı kerem ol
Kılca kalmışdı ola silsile-cünbân kâkül
Gülistânı ser-â-ser kapladı âvâzun ey bülbül
Ayağ-ı hâtır-efzâyı mey-i gül-fâma uğratdum
Âğûşa o meh-pâreyi kâbil ideyazdum
Leb-â-leb olmasa feyz-i ilâhîden gönlüm
Niçe yıldur sâkî-i sahbâ harîfümdür benüm
Na'ra-i mestâneden dünyâyı medhûş eyledüm
Karârum yok tekâpû itmeden bâd-ı vezân oldum
Mir'ât-ı sâfdur dil-i bî-kînemüz bizüm
Hayâl-i tîğ-i gamzenle bu şeb güft u şenîd itdim
Derûnu levha-i zâyirce-i nücûm idelüm
Kefümde döndi nâla cism-i hâme âh-ı hasretden
Sipihre çıkdı âhum bu dil-i endûh-mendümden
Gîsûları oldukda perîşân iki yüzden
Bî-bâl ü per şikest olup dest-i şâneden
Ağyâre cevri hazm olınur yâr yâr iken
Aldum ağız haberin zevk-i dehen bûsından
Dünyâda kimse sûhte-i hasret olmasun
Bûy-ı tevhîd alınur sîne-i sad-çâkimden
Nevâl-i hân-ı ihsâniyle sîr olduk ziyâd olsun
Çâr-pâreyle olsa dest-efşân
Ser-i jûlîdemi mürg-i hevâya lâne itdün sen
Bir şahsa eylese felek-i pîre-zen düzen
Görüp hâk-i derün kuhl-i cilâlar çıkdı çeşmimden
Kesb eyle hüner da'vî-i merdâneyi boş ko
Zevk-yâbım fakr ile Kârûn'a etmem ser-fürû
Kenâr-ı lütfa şâyeste rakîb-i dîv-sîretlü
Yok meserretden eser lîk keder âmâde
Kızarmış dîde-i ser-mesti dönmüş la'l-i sîr-âba
Düşmiş agyâr ol sitem-cû âfet-i cân üstine
Dil-i pür-sûziş-i âh etdigimiz kaldı bize
Çeşm-i 'ibretle olanlar nazar-efgen hâle
Zevk-i celî eyleyen bâde-i dûşînede
O herze-pû dil-i şeydâ uyup sabâ yeline
Esîr etdi beni bir gül-beden şûh-ı siyeh-çerde
Baht el verirse duhter-i rez bu dimâğla
Sal bûte-i muhabbete kâl ile hâl ile
Hum-nişîn olsa da zâhid göremez rü'yâda
Geşt eyle dehri ser-tâ-ser derd-i dile dermân ara
Niyâz-ı vasl ile bu eşk-i gevher-bâr düşdükçe
O düstûr-ı yegâne söyledi bir beyt-i ra'nâ kim
Tîğ-ı zülfünle isâbet eyleyen tedbîrde
Aldı gönlüm la'b ile bir mâh-peyker muğ-beçe
Nev-demîde hatı mektûb-ı cemâl imzâsı
Derd-i ser-i humârdan olmazdı vâyesi
Dil-firîb-i çeşm-i cânân olmasaydım kâşkî
Ey şem'-i ruhun pertev-i envâr-ı tecellî
Gönlümdedir muhabbeti rûh-ı revân gibi
Hayâl-i la'l ile âb-ı sirişkim kana dönmez mi
Sînemi zeyn eyleyip dâmen-i sahrâ gibi
Tîşede ser-zeniş eyle sana Ferhâd gibi
Hayâl-i la'l-i gülgûnun mey-i nâbı utandırdı
Ref' edip hâk-i elemden bizi cânân geldi
Bezm-i ahyâr deyü âfet-i devrân gitdi
Rakîb ahyâr elinden ol tezen-i zâr u zâr aldı
Girme semâ'a tahta teper pârsâ gibi
Meh ü sâlik güzerân cüşiş-i seyl-âb gibi
Lâle misâli sakla derûnda dâğını
Gel açıl ey nev-civanım verd-i ra'nâlar gibi
Fi'il ile hem-nefesdir keşf-i râz etmek istemez
Gördüm katı pek incidir o şûh-ı cihânı
Zîb-i meclis hokka-i ma'cûn bir mînâ iki
Besmele oldı güşâyiş-dih-i rûy-ı ma'nâ
Sanma kim safha-i ruhsârını tezyîn etdi
Mezâyâ-çîn olanlar gülşen-i yek-reng-i ma'nâdan
Müjgân-ı dil-âşûb-ı cihân bir yere sığmaz
Ey hod-sitâ yeter bu kadar ögme kendüni