Hâzık kimdir? Mi'râciyye Na'at-ı Şerif I Na'at-ı Şerif II Hamd ü lillah Yetmez mi çin-i kâkül-i nafe-şiken bana Ebrekat şemsü'd-duhâ min nûr-ı envâri'l-hüdâ Neşve-i sahbâ-yı vaslın zevkı ânîdir bana İhtilât-ı nâs şimdi çün yasağ oldı bana Hulâsa-i sözüm ey nûr-ı âfitâb sana Dokunsa turrana ma'zûr tut mestânedir cânâ Dest-meke oldı gerdiş-i peymâne âşinâ Ne dem ki vasf-ı hat-ı sebze-zâr olur peydâ Kâinât içre mukayyed görünür mutlak bana Olunca sâkî-i gül-çehrede çîn-i cebîn peydâ Giriftâr-ı hevâ kim dîde-i pür-hûn eder peydâ Hayfder ağyâr ile bu rütbe yârânlık sana Bâd-peymâlıkda etmez kimse hempâlık sana Atınca kur'a-i bî-müşkil-küşâ-yı râz sana Âteş-i aşkınla pişmiş dil kebâb olmuş sana Peyk-i dili kederde surağ eyleme yâ Rab Gül vakti irdi başladı feryâde andelîb Iztırâba halk ile bîhûde gavgâdır sebeb Neşât-ı vaslı telh eyler hirâs-ı makdem-i ağyâr Hânemizde teng ü tenhâ o yâr bu şeb Sâye-i zülf-i dil-âşûba ederdim himmet Ehl-i hatâya nâfe-i âhû-yi mağfiret Mizâc-ı dîde-i bîmâr oldı âh dürüst Tevfîk olicak râhber-i gülşen-i rahmet Hâsiyet-i endûh-ı neşât-âvere minnet Mest eylese bir kimseyi sahbâ-yı muhabbet Figân-ı andelîbe bir giyâh-ı ter midir bâis Etmez erbâb-ı hiredle bu dil-i dîvâne bahs Vâr iken dirlik müdârâ çeng ü gavğâdır abes Vücûdun sâlim teslîme sevdâ-yı şinâdan geç Döküldi gerdene zülf-i siyâh peçâpeç Bâde-nûş oldığı dem sâkî-i âşüfte-mizâc Doğrusı kec hayâl ile misâl-i kec Olsa bir kîsede âsâr-ı felâh Virdi aya dün gice gîsû-yı müferrah Duhter-i rez ile idüb da'vî-i merdâne kadeh Sundı mestâne bu şeb destiye peymâne o şûh Sôfî sana 'aceb mi görürse şarâb-ı talh Mahbûbı olsa dil bûse-hvâh gam küstâh 'Işk-ı cânâne der ancak maksûd Gelür teşrîfe hasretle ser-i pâyinden feryâd Zâhidâ eyleme kerâmet-i rindâne hased Koymadı la'lin leb ü gonce-dehen bende vücûd Ol dürr-i la'lindir baña kand-i mükerrerden lezîz Hamîde-kad ile nâzük-meniş degülse n'ider Raks ile kâse der kef-i aya-sâkî iş budur Arz-ı rû eylemek âb u tâb-ı nev-bahâr olsa ne gör Dil-rübâlık kâm-rânlık nâz-perverlikdedür Murg-i hevâ-yı 'ışka dâm âşiyâneder Dilbere ebrûvânı perçîn-i nâz eyler Hemîşe 'âşık-ı şeydâ sayar bayar söyler Reftâr iderse serv-i ser-efrâz-ı kâm revânîdür Nigâh-ı nazra-i ruhsârdan mehcûr kalmışdır Bû'l-heves bâzî-i 'ışkın katı âsân mı sanur O mest-i nâz ile bâzîçe-i beşîşe vâdîdir Hurûf-ı seste nazar kıl sitem-i bûz tesîdir Yâr ile sohbet helva katı lezzetli olur Âmed şode fütâdesi çâbük atılıdır Mînây-ı mey eğri, kadeh ve kendi tulumdur Garîbân-keşte sînesine hedefden nişân virür Her kimin tâzelere sarf edecek pâresi var Şol kim tarîk-i rızâ-yı Hudâ'da sâirdür Ol nev-cüvân-ı tâze ki şehr-i rehâlıdır Sanur mı şâm-ı hicrânı o meh-pâre seher-sazdır Nûş eyle sôfî bâde-i nâb-ı safâyı gör Hayli 'uşşâkı dirîgâ ne yazar Sanma kim câzibe-i hüsni Bih-zâd yazar Eyler şitâb şahne-i sehm-i kadr-i kesr Bârâna kaldı hırmen-i gam-ı rebûde der Gamze-kâr şîve-bâzlığa nâtüvân bulunur Semend-i nâze pây-mâl olmadık efser mi kalmışdır Yine Ya'kûb-ı dilin nâle vü efgânı var Kezb ile her dem o sâdık eyleyen sâdık mıdır Bû-yı hûde tekâpû-hâne ber-dûş oldığım nedendir O şûhun iptilâsı bir belâ-yı nâ-gehânîdir Mestlik zevkini mey-hânede mest-âne bilür Hurşîdimiz envâr-ı dil-i rûşenimizdir Âşûb olan cihâna dü gözlerle kaşdur Zevk istedikçe devr-i felekden kesel virür O perî bencileyin şîfte olmaz mı sanur Sitemkârlık cefâ-cûluk rüsûm-ı dil-rübâlıktır Nutk-ı Mesîh la'l-i leb-i dil-berimdedir Âhımızdan dem-be-dem sâkî hicâb-âverdedir Seninle etdiğim zevk u safâlar yâda gelmişdir Sahbâ-yı 'aşk bâde-i nâbı unutdurur Çeşmim hemîşe eşk-i nedâmet suyundadır Gark-ı pervâne tahammülde er oğlu erdir Hayâl-i hâl-i ruhsârıyle lâle dâğ-ber-dildir Neşve-i sahbâ ile pür-âb u tâb olmuş gelür Şeh-levendim hışm ile mest-i şarâb olmuş gelür Kalb-i şikeste hâtır-ı endûh-gîn arar Vâ'iz hemîşe kürsî-i vâlâ-mekân arar Çerâğ-ı meclisi pervâne yana yana arar Nûr-ı cemâli şem'-i tecellî ziyâsıdır Yoğımış merkez-i matlûbda çün pây-ı karâr Sirişk-i merdümek-i dîdemiz bebeklik eder Düşenler kayd-ı nâma çarh elinden hayli hançer yer Nihâl-i gül-bün elinde nekâre-zenlik eder Gayra şükûfe-i keremi deste destedir Merbût ebrûvâne kilîd-i hazîneler Vasla meyli o mehin hatt-ı siyeh-fâm işidir Aldı ârâm u sükûnum âteşîn âvâzeler Aşkınla gönlüm nûrdur her bir demi bir sûrdur Kîneden hâtır-ı bed-hâh durur boş kalmaz Hayâl-i hâl-i ruhsârın dil-i pür-tâbdan çıkmaz Hilâl-âsâ kemân ebrû bedîd olmazsa 'îyd olmaz Dest-i ümîdi zeyl-i ricâdan kes istemez Dil-beste-i mahabbet olan erzân istemez Mezemmetle zebâna düşmeni tab'-ı kirâm almaz Hedef-veş sîne tutsan nâvek-i gamze nişan almaz Düşmese rûze-i hicrâna dem-i ülfetümüz Tîşe-zenlik oldu ancak pîşe-i irşâdımız Olsaydı pîr-i mey-kede şeyn-i kebîrimiz Ancak rızâda oldu tarîk-i sedâdımız Germiyyet-i piyâle ile hiffet etmişüz Ser-pençemizle şâne-zen-i perçem olmışuz Dimâğ-ı câna suûd eyledi buhâr-ı heves Tâir-i kudsîye yeter oldu vücûdun mahbes Var mıdur gayrı güzellerde o mest-âne bakış Aldum haberi dün gice ağyâra sarılmış Musavver cevher-i la'l-i lebün mevcûd göstermiş Nihâl-i ma'siyetün meyvesi melâmet imiş İtmezse çünki nâvek-i takdirden halâs Hazrâ denildi gerçi sebze-sitâne bi'l-farz Sûziş-i mihr ü muhabbettür bu dünyâdan garaz Olur mu men hatırım bâdiye-peymâ-yı neşât Dimâğ-ı tab'uma nâf-i gazâledür el-fâz Gösterdi rûy-i dil-bere sûz ü gudâz şem' Humâr olsa da olmam piyâleden fârig Niyâz geçmedi harf-ı ricâya hayfâ hayf Künc-i mey-hâne bir mekân-ı latîf Gönül komaz girih-i zülf-i yârumuz muğlak Bûs-ı izâr-ı yâre sezâ-ver mi olmadık Bezm-gâha sâğar-ı la'l-i lebün başla ayak Mürîcahdür bana dünyâda bî-zâd u nevâ-sûzlük Ârif olmaz kişi peymâne-keşân olmayıcak Çeşm ü müjgânunla kârı gâh sulh u gâh ceng Eylemiş pinhân rûhun zülf-i siyeh-kârun senün Aldı ârâm u sükûnum çeşm-i mestânun senün Dilberün şîve-i reftârı levendâne gerek Nâz ider pâdişeh-i dehre kemîn-bende-lerün Kasr-ı gerdûnı geçer sâyesi mey-hânemüzün Biraz da mu'tedil olsa şitâsı Erzenü'r-Rûm'un Yine bir âfitâbı ey gönül hâtır-nişîn itdük Âşık-ı ser-bâza taklîd itmek âsân degül Ve terk eyle kerem-hâhlığı ayn-ı kerem ol Kılca kalmışdı ola silsile-cünbân kâkül Gülistânı ser-â-ser kapladı âvâzun ey bülbül Ayağ-ı hâtır-efzâyı mey-i gül-fâma uğratdum Âğûşa o meh-pâreyi kâbil ideyazdum Leb-â-leb olmasa feyz-i ilâhîden gönlüm Niçe yıldur sâkî-i sahbâ harîfümdür benüm Na'ra-i mestâneden dünyâyı medhûş eyledüm Karârum yok tekâpû itmeden bâd-ı vezân oldum Mir'ât-ı sâfdur dil-i bî-kînemüz bizüm Hayâl-i tîğ-i gamzenle bu şeb güft u şenîd itdim Derûnu levha-i zâyirce-i nücûm idelüm Kefümde döndi nâla cism-i hâme âh-ı hasretden Sipihre çıkdı âhum bu dil-i endûh-mendümden Gîsûları oldukda perîşân iki yüzden Bî-bâl ü per şikest olup dest-i şâneden Ağyâre cevri hazm olınur yâr yâr iken Aldum ağız haberin zevk-i dehen bûsından Dünyâda kimse sûhte-i hasret olmasun Bûy-ı tevhîd alınur sîne-i sad-çâkimden Nevâl-i hân-ı ihsâniyle sîr olduk ziyâd olsun Çâr-pâreyle olsa dest-efşân Ser-i jûlîdemi mürg-i hevâya lâne itdün sen Bir şahsa eylese felek-i pîre-zen düzen Görüp hâk-i derün kuhl-i cilâlar çıkdı çeşmimden Kesb eyle hüner da'vî-i merdâneyi boş ko Zevk-yâbım fakr ile Kârûn'a etmem ser-fürû Kenâr-ı lütfa şâyeste rakîb-i dîv-sîretlü Yok meserretden eser lîk keder âmâde Kızarmış dîde-i ser-mesti dönmüş la'l-i sîr-âba Düşmiş agyâr ol sitem-cû âfet-i cân üstine Dil-i pür-sûziş-i âh etdigimiz kaldı bize Çeşm-i 'ibretle olanlar nazar-efgen hâle Zevk-i celî eyleyen bâde-i dûşînede O herze-pû dil-i şeydâ uyup sabâ yeline Esîr etdi beni bir gül-beden şûh-ı siyeh-çerde Baht el verirse duhter-i rez bu dimâğla Sal bûte-i muhabbete kâl ile hâl ile Hum-nişîn olsa da zâhid göremez rü'yâda Geşt eyle dehri ser-tâ-ser derd-i dile dermân ara Niyâz-ı vasl ile bu eşk-i gevher-bâr düşdükçe O düstûr-ı yegâne söyledi bir beyt-i ra'nâ kim Tîğ-ı zülfünle isâbet eyleyen tedbîrde Aldı gönlüm la'b ile bir mâh-peyker muğ-beçe Nev-demîde hatı mektûb-ı cemâl imzâsı Derd-i ser-i humârdan olmazdı vâyesi Dil-firîb-i çeşm-i cânân olmasaydım kâşkî Ey şem'-i ruhun pertev-i envâr-ı tecellî Gönlümdedir muhabbeti rûh-ı revân gibi Hayâl-i la'l ile âb-ı sirişkim kana dönmez mi Sînemi zeyn eyleyip dâmen-i sahrâ gibi Tîşede ser-zeniş eyle sana Ferhâd gibi Hayâl-i la'l-i gülgûnun mey-i nâbı utandırdı Ref' edip hâk-i elemden bizi cânân geldi Bezm-i ahyâr deyü âfet-i devrân gitdi Rakîb ahyâr elinden ol tezen-i zâr u zâr aldı Girme semâ'a tahta teper pârsâ gibi Meh ü sâlik güzerân cüşiş-i seyl-âb gibi Lâle misâli sakla derûnda dâğını Gel açıl ey nev-civanım verd-i ra'nâlar gibi Fi'il ile hem-nefesdir keşf-i râz etmek istemez Gördüm katı pek incidir o şûh-ı cihânı Zîb-i meclis hokka-i ma'cûn bir mînâ iki Besmele oldı güşâyiş-dih-i rûy-ı ma'nâ Sanma kim safha-i ruhsârını tezyîn etdi Mezâyâ-çîn olanlar gülşen-i yek-reng-i ma'nâdan Müjgân-ı dil-âşûb-ı cihân bir yere sığmaz Ey hod-sitâ yeter bu kadar ögme kendüni