Divân-ı Hâzık - 48

Arz-ı rû eylemek âb u tâb-ı nev-bahâr olsa ne gör

1. Arz-ı rû eylemek âb u tâb-ı nev-bahâr olsa ne gör
Çeşme-sâr-ı çeşm-i pinhân âşikâr olsa ne gör

2. Ol hilâl-ebrû güzel bedr olmamışdır henûz
Çâr-sâde jâle-i cüvân 'işve-kâr olsa ne gör

3. Cûy-bâr çekmez mi ol servî derûn-ı sîneden
Sâye-endâz-ı kenâr-ı cûy-bâr olsa ne gör

4. Gör ne kanlar dökecekdür şîve-kâr-ı nâzda
Çeşm-i mahmûrı o şûhun bâde-hvâr olsa ne gör

5. Hat birer birer getürür lekedir cânâna
Zevk ile visâl gülşen-i Hâzık sebze-zâr olsa ne gör

1. (Sevgilinin) yüzünü göstermesi, ilkbaharın tazeliği ve parlaklığı gibidir, bir görsen!
(Bu güzellik karşısında) gizli göz pınarı açığa çıksa, bir görsen!

2. O hilal kaşlı güzel henüz dolunay gibi (tam olgunlaşmış) değildir;
O on dört yaşındaki genç ve taze güzel, naz ve işve yapsa bir görsen!

3. O servi boylu güzel, gönlümün içinden bir ırmak çekmez mi (gönlümü sürüklemez mi)?
(Hele bir de) o ırmağın kenarına gölge salsa, bir görsen!

4. Bir de gör, naz ve işveyle ne kanlar dökecektir;
O şuh güzelin baygın gözleri, (bir de) şarap içmiş olsa, bir görsen!

5. (Yüzündeki) ayva tüyleri sevgiliye birer lekedir;
(Ama) Hâzık'ın kavuşma ve zevk gül bahçesi yemyeşil olsa, bir görsen!

بسم الله الرحمن الرحيم

١- ارض رو مك آب و تابك نوبهار اولسونده کور
چشمه سار چشم پنهان آشکار اولسونده کور

٢- اول هلال ابرو کوزل بدر او لما مش مهدر هنوز
چسارده ساله جوان عشوه کار اولسونده کور

٣- جویبار چکمز می اول سروی در ون سينه دن
سایه انداز کنار جویبار اولسونده کور

٤- کور نه قانلر دو که جکدر شیوه کار نازده
چشم محموری او شوخك باده خوار اولسونده کور

٥- خط برر آور لکده در جانان ایله ذوق وصال
کلشن رخصای حاذق سبزه زار اولسونده کور

Laleler