Divân-ı Hâzık - 3

Ebrekat şemsü'd-duhâ min nûr-ı envâri'l-hüdâ

بسم الله الرحمن الرحيم

1. Ebrekat şemsü'd-duhâ min nûr-ı envâri'l-hüdâ
Eşraka'd-dünyâ ve mâ fîhâ bi-nûri'l-Mustafâ

2. Nutk-ı pâk-i Ahmedî pertev salınca âleme
Oldı esrâr-ı Hudâ ke'ş-şemsi fî vasati's-semâ

3. Âşık-ı dîdârdır yekser gürûh-ı enbiyâ
Abd ü çâkerdir kapuñda hem kibâr-ı evliyâ

4. İmtiyâzı zâtıña nisbetle bulmuşdur şeref
Şânıña nisbetle bulmuş rif'at medh ü senâ

5. Çün 'fe-lâ takher' sudûr etdi kapuñdan etme dûr
Diliyor senden şefâat Hâzık kemter gedâ

 

1. Hidayet nurlarının ışığından kuşluk güneşi parladı;
Dünya ve içindekiler Mustafa'nın (Hz. Muhammed) nuruyla aydınlandı.

2. Ahmed'in tertemiz sözleri aleme ışık saçınca;
Hakk'ın sırları gökyüzünün ortasındaki güneş gibi açığa çıktı.

3. Peygamberler topluluğu bütünüyle senin cemalinin aşığıdır;
Evliyaların büyükleri de senin kapında köle ve hizmetçidir.

4. Her türlü ayrıcalık senin şahsına bağlanmakla şeref bulmuştur;
Övgü ve senalar senin şanına bağlanmakla yücelik kazanmıştır.

5. Mademki (senin hakkında) 'O halde sakın ezme/hor görme' ayeti indi, kapından uzaklaştırma;
Bu en hakir dilenci Hâzık, senden şefaat diliyor.

بسم الله الرحمن الرحيم

۱- ابرقت شمس الضحى من نور انوارالهدى
اشرق الدنيا ومافيها بنور المصطفى

۲- نطق پاك احمدى پرتو صالنجه عالمه
اولدى اسرار خدا كالشمس فى وسط السما

۳- عاشق دیداردر یکسر گروه انبیا
عبد و چاکردر قپوكده هم کبار اولیا

٤- امتیازی ذاتنه نسبتلە بولمشدر شرف
شاننه نسبتلە بولمش رفعت مدح و ثنا

٥- چون فلاتهر صدور ایتدى قپوكدن ایتمە دور
دیلیور سندن شفاعت حازق کمتر گدا

Laleler