Divân-ı Hâzık - 125

Hazrâ denildi gerçi sebze-sitâne bi'l-farz

1. Hazrâ denildi gerçi sebze-sitâne bi'l-farz
Farkı hazîz ü evcün gök beyin es-semâ ve'l-arz

2. Bekzer miyim didükçe ruxsâr-ı âteşine
Her şeb zebân-ı şem'i miqrâz lâ ider farz

3. Sehr-i halâl nazmı destûr bî-nazîrek
Taqrîzi vâcib oldı erbâb tab'a bil-farz

4. Erbâb-ı tab' u danış rumâl-ı xâk-i pâyi
Hakkâ ki âsumânî ehl-i kâle ma'rız

5. Taqrîzde buyile cölan etmezdi Hâzık ama
İnsâf ederdi arif ahvâlim yisem 'arz

6. Tosyif mümkün olmaz kaytde kâfiyenin
Başlah le demâye ey dil meftûh-der defz

7. Hıfz-ı Hudâ'da olsün zât-ı şerîfi zira
Olmış vücûdu Hak'dan 'ayn-ı 'inâyet mahz

1. Sebze bahçesine faraza yeşillik (hazrâ) denilmiştir ama,
Gök ile yerin (es-semâ ve'l-arz) çukuru ile zirvesi arasındaki fark gibidir.

2. "Onun ateş yanaklarına benzer miyim?" dedikçe,
Mumluğun dili her gece makası farz kılar (ölçüye vurur).

3. O helâl büyü gibi şiirin ve benzersiz desturun;
Tabiat ehli erbabına takrizi farz olmuştur.

4. İlim ve tabiat ehli, onun ayağının toprağını öper;
Doğrusu o göklere mensuptur, laf ehline karşı bir meydandır.

5. Hâzık takrizde böyle coşup dolaşmazdı ama,
Eğer hallerimi arz etsem arifler insaf ederdi.

6. Kafiyenin kaydında vasfetmek mümkün değildir;
Ey gönül, başlangıca başla, kapı ardına kadar açıktır.

7. O mübarek zat Allah'ın hıfzında olsun, zira;
Onun varlığı Hakk'ın apaçık inayetinin kendisi olmuştur.

بسم الله الرحمن الرحيم

١- خضرا دبنلدى كرچه سبزه‌ستانه بالفرض فرقی حضیض و اوجك بین السماء والارض

٢- بكزر میم دیدکجه رخسار آتشینه هر شب زبان شمعی مقراض لا ایدر قرض

٣- سحر حلال نظمی دستور بی‌نظیرك تقریضی واجب اولدی ارباب طبعه‌ بیل فرض

٤- ارباب طبع دانش رومال خاك پایي حقاكه آسمانی اهل كاله معرض

٥- تقریضده بویله جولان ایتمزدی حاذق اما انصاف ایدردی عرفی احوالم ييسم عرض

٦- توصیف ممكن اولماز قایدة قافیه‌تنك باشله‌ده‌ایه ای دل مفتوحدر درفض

٧- حفظ خداده اولسون ذاتی شریفی زرا
اولمش وجودی حقدن عین عنایت محض

Laleler