1. Düşmiş agyâr ol sitem-cû âfet-i cân üstine
Hîç düşür mi dem bu gûne vaz'ı cânân üstine
2. Delvi nâ-peydâ resen nâ-bûd âbı nâ-bedîd
Teşne diller vara sun çâh-ı zenahdân üstine
3. Çeşm-i hûn-âşâmı mest-i câm-ı istiğnâ eder
Hîç demez kûyumda şâyed kan olur kan üstine
4. Pençe-i 'ismet şikest-i hârda dâmân değil
Cân verir bî-hûde bülbül verd-i handân üstine
5. Hat değil sihr-âzmây-ı mısra'-ı bercestedir
Kilk-i kudretle yazılmış la'l-i rahşân üstine
6. Yazsalar şâyestedir Hâzık bu nazm-ı dil-keşi
Nükte-sencân-ı sühan nüh-tâk-ı gerdûn üstine
1. Başkaları (yabancılar), o sitem arayan can afetinin (sevgilinin) üzerine düşmüş;
Hiç böyle bir tavır (hal) sevgili üzerine (yakışıp) düşer mi?
2. Kovası ortada yok, ipi yok, suyu görünmez;
Susamış gönüller onun çenesindeki kuyuya (gamzeye) varsınlar.
3. Kan içici gözü, (kendisini) istiğna (ilgisizlik) kadehiyle sarhoş eder;
"Benim mahallemde belki kan üstüne kan dökülür" demez.
4. İsmet (namus) pençesi, diken kırığında (takılmış) etek değildir;
Bülbül, gülen (açılmış) gül üzerine boşuna can verir.
5. (Yüzündeki) ayva tüyleri değil, sihir deneyen seçkin bir mısradır;
Kudret kalemiyle parlak lal (dudak) üzerine yazılmış.
6. Ey Hâzık! Sözün inceliklerini anlayanlar, bu gönül çekici şiiri (nazmı)
Dokuz katlı feleğin (gökyüzünün) kubbesi üzerine yazsalar lâyıktır.
١- دوشمش اغيار اول ستمجو آفت جان اوستنه
هيچ دوشورمى دم بو گونه وضعى جانان اوستنه
٢-
دلوى ناپيدارسن نابود آبى ناپديد
تشنه دللر واره سون چاه زنخدان اوستنه
٣-
چشم خون آشامى مست جام استغنا ايدر
هيچ ديمز كويمده شايد قان اولور قان اوستنه
٤-
پنجه عصمت شكست خارده دامان دكل
جان ويرر بيهوده بلبل ورد خندان اوستنه
٥-
خط دكل سحر آزماير مصرع برجسته در
كلك قدرتله يازلمش لعل رخشان اوستنه
٦-
يازسه لر شايسته در حاذق بو نظم دلكشى
نكته سنجان سخن نه طاق گردان اوستنه