1. Şeh-levendim hışm ile mest-i şarâb olmuş gelür
Gamzelerle dâl-tîğ-i şu'le-tâb olmuş gelür
2. Tâbiş-i fikr-i gül-i ruhsâr-ı âlınla beğem
Eşk-i ter inbîk-i çeşmimden gülâb olmuş gelür
3. Peyk-i dil gitmişdi dildâra niyâz-ı vasl içün
Gör o da mecrûh-ı şemşîr-i 'itâb olmuş gelür
4. Âteş-i hicrânla laht-ı ciğer biryân olur
Dûd-ı dil hem-hâlet-i bûy-ı kebâb olmuş gelür
5. Yâri istikbâle tahrîk-i sabâdan bağda
Servler ber-çîde-dâmân-ı şitâb olmuş gelür
6. Râmizâ bilmem ne hâlet vardır meyhânede
Pîrler hemîşe feyz-i şebâb olmuş gelür
1. O boylu poslu sevgilim (şeh-levendim) öfkeyle (hışımla) şarap sarhoşu olmuş da geliyor;
Yan bakışlarıyla ateş saçan yalın kılıç (dâl-tîğ) çekmiş de geliyor.
2. Ey beyim, senin o kırmızı gül yanağını düşünmenin hararetiyle;
Gözümün imbiğinden akan ıslak gözyaşı gül suyu (gülab) olmuş da geliyor.
3. Gönül habercisi (elçisi) sevgiliye kavuşma yalvarışı (niyaz) için gitmişti;
Bak ki o da (sevgilinin) azar (itâb) kılıcıyla yaralanmış da (mecrûh) geliyor.
4. Ayrılık ateşiyle ciğer parçası kebap olur (yanar);
Gönülden (çıkan) duman da kebap kokusuna benzemiş de geliyor.
5. Bağda sabah rüzgarının (saba) harekete geçirmesiyle, yari karşılamak (istikbal) için;
Serviler eteklerini toplayıp (ber-çîde dâmân) aceleci olmuş da geliyor (koşarak geliyor).
6. Ey Râmiz! Bilmem meyhanede nasıl bir hâl (sır/durum) vardır ki;
İhtiyarlar (pirler) her zaman (hemîşe) gençlik feyziyle (neşesiyle) dolmuş da gelir.
بسم الله الرحمن الرحيم
١- شه لوندیم خشم ایله مست شراب اولمش کلور
غمزهلرله دال تیغ شعله تاب اولمش کلور
٢- تابش فکر کل رخسار آلکله بگم
اشك تر انبیق چشممدن کلاب اولمش کلور
٣- پيك دل کیتمشدی دلداره نیاز وصل ایچون
کور او ده مجروح شمشیر عتاب اولمش کلور
٤- آتش هجرانله لخت جکر بریان اولور
دود دل همحالت بوی کباب اولمش کلور
٥- یاری استقباله تحریك صبادن باغده
سرولر بر چیده دامان شتاب اولمش کلور
٦- رامزا بیلمم نه حالت واردر میخانهده
پیرلر همیشه فیض شباب اولمش کلور