1. Esîr etdi beni bir gül-beden şûh-ı siyeh-çerde
Derûnunda sûziş-i mehri hevâ-yı vaslı der-serde
2. Vücûdu dâğdan yâkût-ı ahmerle murassa'dır
Kalırsa ârzû-yı hâtır-ı efsürde efsürde
3. Hicâb-ı nâz oldu pîrehen sîmîn-tene yoksa
Der-âgûş-ı visâl-i dil-rübâya kaldı bir perde
4. Dem-i pîrîde ben geçdim günehden lîk kalmışdır
Gönül kûdek-misâli hvâhiş-i sâgarda dilberde
5. Yıkılmışdır şu kim künc-i harâbât içre bî-pervâ
Yıkılmış kendi bir yerde yatur destârı bir yerde
6. Usandırdı cefâ vü cevr Hâzık kendi kendimden
Bu mihnet-zârda bir şûh-ı gendum-gûn hat-âverde
1. Gül bedenli, esmer (kara yağız), şuh bir güzel beni esir etti;
İçimde (gönlümde) sevgisinin yanışı, başımda ona kavuşma hevesi var.
2. Vücudu (aşk) yarasından (dolayı sanki) kırmızı yakutla süslenmiştir;
Eğer donuk (solgun) hatırın arzusu hep böyle donuk kalırsa.
3. Gümüş (gibi parlak) bedene naz örtüsü gömlek oldu;
Yoksa gönül alan sevgiliyle kucaklaşmaya (aramızda sadece) bir perde kaldı.
4. İhtiyarlık vaktinde ben günahtan (vaz)geçtim lakin;
Gönül bir çocuk gibi (hala) kadeh ve dilber arzusunda kalmıştır.
5. (Şu sarhoşa bak ki) Harabat (meyhane) köşesinde pervasızca yıkılıp kalmış;
Kendi bir yerde yıkılmış, sarığı bir yerde yatar.
6. Ey Hâzık! Cefa ve eziyet beni kendi kendimden usandırdı;
Bu dert yerinde (dünyada) buğday tenli, yeni tüylenmiş (ayva tüyleri çıkmış) bir şuh (yüzünden).
١- اسير ايتدى بنى بر گل بدن شوخ سيه چرده
دروننده سوزش مهرى هواى وصل در سرده
٢-
وجودى داغدن ياقوت احمرله مرصعدر
قالورسه آرزوى خاطر افسرده افسرده
٣-
حجاب ناز اولدى پيرهن سيمين تنه يوقسه
در آغوش وصال دلربايه قالدى بر پرده
٤-
دم پيريده بن كچدم كنهدن ليك قالمشدر
كوڭل كودك مثالى خواهش ساغرده دلبرده
٥-
يخلمشدر شو كيم كنج خرابات ايچره بى پروا
يقلمش كندى بر يرده ياتور دستارى بر يرده
٦-
اوصاندردى جفا و جور حاذق كندى كندمدن
بو محنت زارده بر شوخ گندم گون خط آورده