1. Hayâl-i hâl-i ruhsârın dil-i pür-tâbdan çıkmaz
O hindûdur ki âteş-gâh-ı pür-ilhâbdan çıkmaz
2. Gireh-gîrân-ı gîsûya tesellî vermesin çeşmin
Nevâzişle bu 'ukde hâtır-ı ahbâbdan çıkmaz
3. 'Acep mest-i siyeh-dildir o hûnîn gamzeler meyden
Harâb ender harâb olsa yine mihrâbdan çıkmaz
4. Hırâm-ı kâmetin yakmış derûnun sûz-ı hasretle
Kenâr-ı cûyda servin ayağı âbdan çıkmaz
5. Züleyhâ-yı gönül düşünde görse Yûsuf-ı hüsnün
Sabâh-ı haşre dek bîçâre câme-hâbdan çıkmaz
6. Müzâb olmazsa Hâzık bûte-i dâğ-ı derûnumda
Zer-i hâlis 'iyâr-ı eşkimiz tîzâbdan çıkmaz
1. Yanağındaki benin hayali, hararetle yanan şu gönülden bir an olsun çıkmaz;
O öyle bir siyah köledir (hindûdur) ki, alevlerle dolu ateşgâhtan hiç çıkmaz.
2. Senin gözün, saçının düğümlerine tutulanlara (aşıklara) sakın teselli vermesin;
(Çünkü) okşayıp teselli etmekle bu düğüm (yarası), dostların (aşıkların) hatırından çıkmaz.
3. O kan dökücü (hûnîn) gamzeler şaraptan sarhoş olmuş ne kara kalpli kimselerdir;
Harap içinde harap olsalar da yine (o kavisli kaşların altındaki) mihraptan çıkmazlar.
4. Salınan o boyun (kâmetin), içinin (gönlünün) hasret ateşiyle öyle yakmış olmalı ki;
Irmak kenarındaki servinin ayağı (hararetini dindirmek için) sudan (âbdan) hiç çıkmaz.
5. Gönül Züleyha'sı, senin Yûsuf'a benzeyen o güzelliğini düşünde (rüyasında) bir kere görse;
O zavallı (aşık) kıyamet sabahına kadar yatağından (câme-hâbdan) çıkmaz.
6. Ey Hâzık! Eğer içimdeki gönül yarasının potasında (bûtesinde) erimezse;
Halis ayarlı altın (gibi kıymetli olan) gözyaşımız kezzaptan (tîzâbdan) çıkmaz (ancak acıyla saflaşır).
بسم الله الرحمن الرحيم
١- خيال خال رخسارك دل پر تابدن چقمز
او هندودركه آتشگاه پر الهابدن چقمز
٢- گرهگيران گيسويه تسلى ويرمسون چشمك
نوازشله بو عقده خاطر احبابدن چقمز
٣- عجب مست سيه دلدر او خونين غمزهلر ميدن
خراب اندر خراب اولسه ينه محرابدن چقمز
٤- خرام قامتك ياقمش درونك سوز حسرتله
كنار جويده سروك اياغى آبدن چقمز
٥- زليخاى كوكل دوشنده كورسه يوسف حسنى
صباح حشره دك بيچاره جامه خوابدن چقمز
٦- مذاب اولمزسه حاذق بوته داغ درونمده
زر خالص عيار اشكمز تيزابدن چقمز