1. Yine Ya'kûb-ı dilin nâle vü efgânı var
Mâh-ı Ken'ân gibi bir Yûsuf-ı zindânı var
2. Olma peymâne-i va'd ile sipihre mağrûr
Feleğin kîne-veri 'ahdi vü peymânı var
3. Mey-i pîr-i harâbât oldı tahrîr
Rind-i peymâne-keşin hankâhı, dükkânı var
4. Mihr-i pîşânî-i cânâneye teşbîhdedir
Meger Zühre'nin yoksa mehin zühresi tâbânı var
5. Bilmem esrâr-ı derûnı kime tefhîm etsün
Hâzık'ın erzen-i Rûm içre zebân-dânı var
1. Yine gönül Yakub'unun inlemesi ve feryadı var;
(Çünkü onun) Kenan ilinin ayı gibi zindanda bir Yusuf'u (sevgilisi) var.
2. Gökyüzünün (vaatlerle dolu) kadehine aldanıp gururlanma;
(Çünkü) feleğin kin güden bir sözü ve yemini vardır.
3. Harabat pirinin şarabı (artık) yazılmıştır;
(Artık) kadeh çeken rindin (hem) tekkesi, (hem de) dükkânı vardır.
4. Sevgilinin alnının güneşi gibi parlamaktadır;
Acaba Zühre yıldızının mı, yoksa ayın mı parlak bir Zühre'si vardır?
5. Bilmem ki içindeki sırları kime anlatsın;
(Neyse ki) Hâzık'ın, Anadolu'nun bu darı (gibi değersiz görülen) insanları içinde (onun dilinden) anlayan biri vardır.
بسم الله الرحمن الرحيم
١- ينه یعقوب دلت ناله و افغانی وار
مه کنعان کی بر کشده جانانمی وار
٢-
اولمه پیمانۀ وعدیله سپهره مغرور
فلكك كينه ورك عهديمی پیمانی وار
٣-
مییری پیر خرابات اولندی تحریر
رند پیمانه كشك خانۀ دکانی وار
٤-
مهر پیشانی جانانه تشبيهده مگر
زهرۀ نك يوخسه مهك زهره سی تابانمی وار
٥-
بیلم اسرار درونی کیه تفهیم ایتسون
حاذقك ارزن روم اچره زبان دانمی وار