FÍ NA'TI'N-NEBİYYİ ALEYHİ 'S-SELAM

 

بسم الله الرحمن الرحيم

Serâser olmışam cürm ü kabâhat yâ Resûlallâh
Bana senden olur olsa 'inâyet yâ Resûlallâh

O hidmetde senün emründe Rıdvân bir gulâmundur
Müsellemdür sana miftâh-ı cennet yâ Resûlallâh

Lisân-ı hâl ile her bir giyâh-ı hâk-i lahdimdir
Şefâ'at yâ Resûlallâh şefâ'at yâ Resûlallâh

Kerem eyle beni atma ırağa hâk-i pâyinden
Yerim kıl zîr-i sancâk-ı siyâdet yâ Resûlallâh

Mezâkım hâdimü'l-lezzât ile telh olduğu demde
Nasîb eyle bana şehd-i şehâdet yâ Resûlallâh

Benim gibi 'usât-ı ümmetden bî-ser ü pâye
Seni sâhib iden velâye minnet yâ Resûlallâh

Fakîrin derdmendin bir gedây-ı müstemendindir
Kapunda Hâzık-ı pür-cürm ü 'illet yâ Resûlallâh

 

01. Beyit

Aslı

سراسر اولمشم جرم و قباحت يا رسول الله
بكا سندن اولور اولسه عنايت يا رسول الله

Osmanlıca

Serâser olmışam cürm ü kabâhat yâ Resûlallâh
Bana senden olur olsa 'inâyet yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

Baştan aşağı suç ve kabahat olmuşum ey Allah'ın Elçisi,
Bana bir yardım olursa ancak senden olur ey Allah'ın Elçisi.

 

Tasavvûfî mânâ:

Bu beyitte kulun mutlak fakr ve acziyet idraki vardır. Tasavvuf ehli, günahlarını görüp kendini tamamen kusurlu saymayı, nefsi terbiye için en sağlam başlangıç kabul eder. Hâzık burada “benim kurtuluşumun sebebi amelim değildir; rahmetindir” demektedir. Peygamber Efendimiz’i vesile kılması, şefaati “rahmete açılan kapı” olarak bilmesindendir.
 

02. Beyit

Aslı

او خدمتده سنك امركده رضوان بر غلامكدر
مسلمدر سكا مفتاح جنت يا رسول الله

Osmanlıca

O hidmetde senün emründe Rıdvân bir gulâmundur
Müsellemdür sana miftâh-ı cennet yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

O hizmette (Cennet hizmetinde) Rıdvan (cennet meleği) senin emrinde bir kölendir,
Cennetin anahtarının sana teslim edildiği herkesçe bilinir ey Allah'ın Elçisi.

 

Tasavvûfî mânâ:

Burada Peygamber Efendimiz’in şefaat-i uzmâ sahibi oluşu, bütün peygamberlerin bile kıyamet günü onun makamına sığınacağı hakikatine işaret vardır. “Cennet anahtarları sana teslimdir” demek, hakikatte Allah'ın lütfunun onun eliyle tecellî ettiğini ifade eder. Tasavvufta bu, Muhammedî hakikatin âlemlere rahmet oluşuna dayanır. Rıdvân’ın “kul” diye anılması, onun bile Allah Rasûlü’nün emrine amade olduğunu göstermek içindir.
 

03. Beyit

Aslı

لسان حال ايله هر بر كياه خاك لحدمدر
شفاعت يا رسول الله شفاعت يا رسول الله

Osmanlıca

Lisân-ı hâl ile her bir giyâh-ı hâk-i lahdimdir
Şefâ'at yâ Resûlallâh şefâ'at yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

Mezar toprağımın her bir otu hal diliyle (şöyle) der:
'Şefaat ey Allah'ın Elçisi, şefaat ey Allah'ın Elçisi.'

 

Tasavvûfî mânâ:

Burada ölümden sonraki hâle bir işaret vardır. Kulun zâhir ve bâtınıyla, hatta mezarındaki toprağın ve otların bile “şefaat” diye yalvaracağı ifade edilir. Tasavvufî manada, kabrin toprağı “nefsin arınmış kalıntılarıdır.” Kişinin hakikati, beden toprağa döndükten sonra bile Muhammedî nurdan yardım umar.

 

04. Beyit

Aslı

كرم ايله بنى آتمه ايراغه خاكپايكدن
يرم قيل زير سنجاغ سيادت يا رسول الله

Osmanlıca

Kerem eyle beni atma ırağa hâk-i pâyinden
Yerim kıl zîr-i sancâk-ı siyâdet yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

Cömertlik et, beni ayağının toprağından uzağa atma,
Yerimi o büyük liderlik sancağının altı yap ey Allah'ın Elçisi.

 

Tasavvûfî mânâ:

Bu beyitte müridin niyazı vardır: “Senden uzaklaştırılmamak, ayağının toprağı olmak.” Ayağının toprağı olmak; en alt basamakta, en mütevazı yerde ama onun yakınında olmaktır. Bu tevazu makamı tasavvufta ‘abdiyet’ makamıdır. “Sancağının altında olmak” ise Muhammedî iz ve yol üzere yaşamak demektir. Kıyamet günü “hamd sancağı” altında toplanmayı da ima eder.
 

05. Beyit

Aslı

مذاقم هادم لذات ايله تلخ اولديغى دمده
نصيب ايله بكا شهد شهادت يا رسول الله

Osmanlıca

Mezâkım hâdimü'l-lezzât ile telh olduğu demde
Nasîb eyle bana şehd-i şehâdet yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

Ağzımın tadı, lezzetleri yıkan (ölüm) ile acılaştığı anda,
Bana şehadet balını nasip eyle ey Allah'ın Elçisi.

 

Tasavvûfî mânâ:

Dünya lezzetlerine hizmet etmekle gönlün tadı bozulur; tasavvufta buna “dünya meyli gönlü karartır” denir. Şair burada hakikî tatlılığın şehâdet balı olduğunu söyler.

Şehadet, sadece savaşta ölmek değildir; nefsi öldürmek, Hakk'a adanmak ve mâsivâdan geçmek de bir tür şehadettir. Bâyezîd-i Bistâmî’nin “ben yok oldum” anlayışına yakın bir teslimiyet vardır.

 

06. Beyit

Aslı

بنم كبى عصاة امتدن بى سروپايه
سنى صاحب ايدك ولايه منت يا رسول الله

Osmanlıca

Benim gibi 'usât-ı ümmetden bî-ser ü pâye
Seni sâhib iden velâye minnet yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

Benim gibi ümmetin günahkarlarından olan, eli ayağı tutmaz bu çaresize (sahip çık),
Seni (bize) sahip kılan o yüce velayete (İlahi dostluğa/kudrete) minnet olsun ey Allah'ın Elçisi.

 

Tasavvûfî mânâ:

Kul kendini “çok günahkâr ve değersiz” görür; fakat en büyük devleti kazanmıştır: Resûlullah’ı sahip ve rehber edinmek. Tasavvufta buna ünsiyet, yani manevi yakınlık denir.

Velâyet sahibinin, ümmetine kol kanat germesi gibi, Peygamber Efendimiz de ümmetine sahip çıkar.

 

07. Beyit

Aslı

فقيرك درمندك بر كداى مستمندكدر
قپوكده حاذق پرجرم و علت يا رسول الله

Osmanlıca

Fakîrin derdmendin bir gedây-ı müstemendindir
Kapunda Hâzık-ı pür-cürm ü 'illet yâ Resûlallâh

 

Sadeleştirilmiş

Fakirin, dertlin, (sana) muhtaç bir dilencindir;
Kapındaki şu günah ve hastalık dolu Hâzık (şair), ey Allah'ın Elçisi.

 

Tasavvûfî mânâ:

Bu son beyit, bir dergâh eşiği edasıyla kapanıyor. Tasavvufta kul, Allah’ın ve Resûlullah’ın kapısında “gedâ” yani dilenci olduğunu kabul eder. Bu, zillet değil; hakikî kulluğun idrakidir.

Hâzık, kendi aczini, kusurunu ve ihtiyaç hâlini ortaya koyarak tam bir tevazu secdesi yapmaktadır. Tasavvuf erbabına göre “mütehâfif” olmak —kendini yok, Hakk’ı var görmek— en kıymetli makamdır.

وله في نعت النبي عليه السلام
بسم الله الرحمن الرحيم

سراسر اولمشم جرم و قباحت يا رسول الله
بكا سندن اولور اولسه عنايت يا رسول الله

او خدمتده سنك امركده رضوان بر غلامكدر
مسلمدر سكا مفتاح جنت يا رسول الله

لسان حال ايله هر بر كياه خاك لحدمدر
شفاعت يا رسول الله شفاعت يا رسول الله

كرم ايله بنى آتمه ايراغه خاكپايكدن
يرم قيل زير سنجاغ سيادت يا رسول الله

مذاقم هادم لذات ايله تلخ اولديغى دمده
نصيب ايله بكا شهد شهادت يا رسول الله

بنم كبى عصاة امتدن بى سروپايه
سنى صاحب ايدك ولايه منت يا رسول الله

فقيرك درمندك بر كداى مستمندكدر
قپوكده حاذق پرجرم و علت يا رسول الله

Laleler