KUR’ÂN-I KERÎM’DE

KIYÂMET ve ÂHİRET

Müellifi

İmâm-ı Gazâlî

Mütercimi

Ömer Beğ

Düzenleyen

Dr. Necati Aksu

 

 

 

 

YEDİNCİ FASIL

 

BU FASIL, İKİ NEFHA ARASINDAKİ TEVAKKUFU BİLDİRMEKTEDİR

 

İlk nefhada olan ölüm ikinci ölümdür. Çünkü bu ölüm bâtınî hisleri de giderir, yok eder. Birinci ölüm ise, sâdece zâhirî hisleri gidermişti. O zaman bazı cesetler hareket ederdi. İkinci ölümden sonra ise, namaz kılamazlar. Oruç tutamazlar. İbâdet edemezler. Allahü Teâlâ bir yere melek koysa elbette orada dururdu. Zîrâ melek de, âleminde bulunmaya hırslıdır. Nefis basîttir. Eğer cesette olursa hissetmeye ve harekete sebep olur. Âlimler bu iki nefha arasındaki mevt zamanında ihtilâf ettiler. Çoğu âlimlere göre kırk senedir.

İlim ve marifette kâmil olduğuna inandığım bir zat haber verip, bunu Allah'tan başka kimse bilmez. Bu ilâhî sırlardandır, dedi. Yine bana haber verdi ki, (İllâ men şâ Allah) âyet-i kerimesindeki istisnâ, hâssaten Allahü Teâlâ'dır, dedi. Ben de cevaben dedim ki: Hz. Peygamber aleyhisselâmın, (Kıyâmet gününde, ilk benim kabrim açılacaktır. O zaman, kardeşim Mûsâ aleyhisselâmı, Arş-ı âlânın ayağına yapışmış bulurum. Benden evvel mi ba's olundu veya Allahü Teâlâ'nın istisnâ ettiği kimselerden midir bilmiyorum) hadis-i şerifinin mânası nedir?

Bizim anladığımıza göre, eğer cisimsiz olup, Mûsâ'nın ruhu cisim olarak görülmüş ise, bu hadis-i şeriften hâriç olmaz ve Hz. Peygamberin istisnâsından sonra, emr-i fezada, yâni dehşet ve korku zamanında olur ise yine böyledir. Zîrâ her canlı, o zaman korku ve fezadadır. Yâni, birinci sûr üfürüldüğü vakit insanı korku alır ve hemen vefât ediverir. İkinci nefhaya kadar, o hâlde devam eder. İşte o zaman mahlûkatta cesetli, cüsseli bir şey bulunmaz. Hz. Fahr-i âlemin kendisine yerin yarılması zamanı bu zamandır.

Nitekim Ka'b-ül-ahbâr, Hz. Ömer'in meclisinde, bu makamın korku ve şiddetinden haber verdiği zaman dedi ki: (Yâ Hattâb oğlu! Bu zamanda yetmiş Peygamberin amelini yapmış olsan, zannederim ki, sen kurtulamazsın, bu meşakkat ve feryâddan Allahü Teâlâ'nın müstesnâ kıldığı kimseler kurtulur. Onlar da dördüncü kat semada bulunan kimselerdir.) Şüphesiz Mûsâ onlardandır. Allahü Teâlâ'nın müstesnâ buyurması, (Bugün mülk kimindir?) ilâhî suâlinin beyanından öncedir. Eğer emrolunduğu zaman, bir kimse bulunsaydı, Allahü Teâlâ'nın (Limen-il-mülk-ül-yevm) suâline cevap verip, muhakkak (Ey Vâhid, ey Kahhâr olan Allah'ım, elbette senindir) derdi.