(Latin)
... ve devletindedir. Nitekim pâdişâhın pâdişâhlığı bedeniyle
değildir, mertebesiyle ki devleti
ve mansıbıdır.
Himmet-i Sübhânehû ve Te'âlâ, rehnümâ-yı sâlik-i tarîkat (tarikat yolcusunun
rehberi),
Ve pîşvâ-yı erbâb-ı hakîkat (hakikat ehlinin önderi),
'Umdetü's-sâlikîn (sâliklerin direği),
Kudvetü'l-vâsılîn (kavuşanların örneği),
el-Mürşidü'l-kâmil (kâmil mürşid) ve'l-hibrü'l-fâdıl (faziletli âlim),
eş-Şeyh Mevlânâ Niyâzî-i Mısrî -kuddise sırruhü's-sârî-
hazretlerinin gerek usûl-i tarîkat (tarikatın usulleri)
ve gerek rumûz-ı hakîkatden (hakikatin sembollerinden)
bir vech-i âmûzec-beyân (örnek teşkil eden bir ifadeyle) ve silk-i nazma keşîde
(şiir dizisine çekilmiş)
birle ayân buyurdukları
işbu risâle-i feyz-kıbâlelerinin (bu feyiz senedi olan risalenin)
tab' ve timsâli (basımı ve sureti), sâye-i şevket-vâye-i
Hazret-i Zıll-i İlâhîde (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi Hazretleri'nin
[Padişah'ın] gölgesinde), muhibb-i ehlullâh ve ashâb-ı
tevhîd (Allah ehlini ve tevhid ehlini seven)
Muhammed Sa'îd'in nezâretiyle işbu bin ikiyüz
altmış senesi şehr-i Rebî'ü'l-evvelinin evâilinde
resîde-i hitâm (sona ermiş) olmuşdur.
Sayfa 12
|