MEVZUU:

a) Tarikat-ı Aliyye-i Nakşibendiye'nin medhi.
b) Bu yolun, ashâb-ı kiramın yolu ile münasebetinin beyânı..
c) Diğerlerine nazaran, ashâb-ı kiramın fazileti.. İsterse bu diğerleri Veys'el-Karanî veya Ömer b. Abdülaziz Mervanî olsun.

NOT: İMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu, Han-ı Azam'a yazmıştır.

***

Allah'a hamd olsun. Selâm onun seçilmiş kullarına..

Bilmiş olasın ki, Hâcegân Hazretlerinin yolları, nihayetin bidayete derc edilmiş (yerleştirilmiş) şekli üzerine kurulmuştur.

Anlatılan manada, Bahaeddin Nakşibend Hz. şöyle anlattı:

– Biz, nihayeti bidayete derc ediyoruz.

Bu yol, ayniyle, ashâb-ı kiramın yoludur. Şöyle ki: Onlara, Resulûllah (ﷺ) efendimizin ilk sohbeti ile hâsıl olan mânâ zenginliğinden bir nebze olsun; bu ümmetin sâir velî kullarına nihayetin nihayetinde dahi hâsıl olmaz.. Bu mânâ icabı olarak, Hazret-i Hamza'nın şehadetine sebeb olan ashâbdan Vahşî r.a., tabiinin hayırlısı olduğu halde Veys'el-Karanî'den fazilet itibarı ile daha öndedir. Bu önde oluşu, Îslâmiyete girişinin başında, bir defa Seyyid'ül evvelin vel-âhirin Resulûllah (ﷺ) efendimizle sohbet etmesidir.

Vahşî'ye, Resulûllah'ın (ﷺ) ilk sohbeti ile hâsıl olana mânâ zenginliği, belirtilen hususiyetine rağmen, nihayette dahi Veys'el-Karanî'ye hâsıl olmamıştır.

Asırların en hayırlısı, şüphesiz, ashâbın bulunduğu asırdır. Allah, onların cümlesinden razı olsun..

Aradaki bir sohbet kelimesi, diğerlerinin işini sonraya bıraktı ve her ikisi arasındaki derece itibarı ile uzaklığına işaret etti.

Bu mânâda, Abdullah b. Mübarek'e şöyle soruldu:

– Muaviye mi, yoksa Ömer b. Abdulaziz mi fazilet yönüyle daha öndedir?.

Buna şu cevabı verdi:

– Resulûllah (ﷺ) ile beraber olduğunda, Muaviye'nin atının burnuna giren toz, Ömer bin Abdulaziz'den şu kadar hayırlıdır.

[Buradaki rivayette kısmen mübalağa olsa dahi, ashâba sevgiden ötürü olduğundan hoş görülmelidir. Bilhassa:
– "Resulullah ile beraber iken.."
Kısmına dikkat edilmelidir.
Ancak, bu rivayet bir başka yerde şöyle gelmiştir:
– Muaviye, Ömer b. Abdilaziz misâli yüz bir kimseden hayırlıdır.]

***

Hiç şüphe edilmeye ki, bu büyüklerin silsilesi: Silsile-i Zeheb'dir. (Altın zincir manasınadır. Bu Tarikat büyüklerinin, mânâ yolunda birer altın zincir halka gibi olduklarına işarettir.)

Bu Tarikat-ı Aliyye'nin sâir tarikatlara nazaran üstün meziyeti, diğer asırlara nazaran, ashâbın bulunduğu asrın üstün meziyeti gibidir. Bu durum, kesindir.

Fazilet, kerem dolu kadehten ilk içişte tadan bir cemaatın hakikatını anlamak, onların yabancısı olanlara pek zordur. Şundan ki: Bunların nihayet dereceleri, öbürlerinin nihayet derecelerinden çok üstündür.

Bu manada bir mısra:

Bolluk yılı, baharından bellidir.

İşbu mânâ, şu âyet-i kerimede daha güzel olmuştur:

– «Bu, Allah'ın fazlıdır; onu dilediğine verir. Allah büyük fazlın sahibidir.» (62/4)

Hazret-i Hâce Bahaeddin Nakşibend şöyle anlattı:

– Biz, faziletli kılınmışlarız.

Allah sırrının kudsiyetini artırsın.

***

Allah-ü Teâlâ, bizi ve sizi bu büyükleri sevenlerden eylesin; onların yolunu izleyenlerden kılsın. Nebiyy-i Kureyşî hürmetine.. Ona ve âline, salâtların en faziletlisi, tahiyyatın ekmeli..


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi