Mektuplar

MEVZUU:

Bir hadis-i şerifte anlatıldığı üzere; hatıraların ve vesveselerin imânın kemalinden gelişinin beyanı.

NOT:

ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu, Molla Salih Külâbî'ye yazmıştır.

***

Dervişlerden bir taife, günlerden bir gün, toplanıp oturmuşlardı. Bir ara söz, taliplere gelen hatıralara ve vesveselere geldi. Bu esnada bir hadis-i nebevi anlatıldı. Şöyle olmuştu:

Ashabdan bazıları, Resulûllah (ﷺ) efendimize düşük hatıralardan şikâyet edip şöyle demişti:

– Biz kendimizde öyle hatıraları buluyoruz ki; birimiz başı üstüne düşüp gitse, kendisi için, o hatırayı anlatmaktan daha hayırlı olur..

Bunun üzerine, Resulûllah (ﷺ) efendimiz şöyle buyurdu:

– «Siz, böyle bir şey bulabiliyor musunuz?. Bu anlattığınız kemal-i imândandır.»

Yahut şöyle buyurdu:

– «... imânın sarahatindendir.»

Yukarıda anlatılan konuşma üzerine, bu Fakir'in gönlüne geldi ki: Bu hadis-i şerifin mânâsı üzerine bir açıklama yapayım. İşin gerçeğini, en iyi bilen, noksan sıfatlardan münezzeh Allah'tır. Şöyle ki:

İmânın kemal bulması, yakîn halinin kemale ermesinden ibarettir. Yakîn halinin kemal bulması ise; kurb halinin kemal bulmasına kalmıştır.

Kalb ve daha yukarıda kalan letâife, ziyadesi ile ilâhî yakınlık hâsıl olduğu zaman; imân ve yakîn dahi pek ziyade olur. Kalbin ve diğer letâifin bedenle alakasızlığı dahi pek artar. İşte o zaman kalıba gelen hatırat pek ziyade ve pek bol olur.. Uygunsuz vesveseler dahi, pek çok zuhura gelir..

Mânâ üstte anlatıldığı gibi olunca, anlatılan düşük hatıraların sebebi; zarurî olarak imânın kemali olur..

Bu durumda, nihayetin de nihayetine eren müntehi zatta hatıralar pek çok olduğundan, imânın ekmeliyeti dahi onda pek kuvvetlidir.

İmânın kemal bulması, eltaf-ı letâif (letâifin en latifi) ile, bu kalıp latifesi arasında bir münasebetin bulunmamasını iktiza eder.

Bu münasebetin olmayışı ne kadar çok olursa; kalıbın boşluğu dahi o mikdar artar; zulmete ve küdurete (bulanıklığa) o kadar yakınlaşır.. Hatıraların ona gelmesi dahi o nisbette bol ve ziyade olur..

Ama bu yola yeni giren müptedinin ve ortada bulunan mutavassıtın durumu anlatılan müntehi zatın durumu gibi olmaz. Müntehi zatların aksine, bunlara gelecek bu misilli hatıralar, öldürücü zehir hükmünü taşır. Batınî marazlarının artmasına sebeb olur. Bunun için kısa görüşlü olmayasın.

***

Yukarıda anlatılan türdeki; çetin marifet yolu, bu Fakir'e mahsustur.

Selâm hidayete tabi olanlara.. Mütabaat-ı Mustafa'yı bırakmayanlara.. O'na ve âline salât ve selâm.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi