MEVZUU:
a) Dünya, âhiretin ekim yeri olduğu.
b) Küffarın azabındaki teyidin mânâsı.
c) İhtiyaç sahiplerinden birinin işini ısmarlamak.
NOT:
İMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu, Hanlar Hanı'na yazmıştır.
***
Allah-ü Teâlâ'nın hayra mazhar kıldığı kimseye saadetler olsun.
Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, dünyayı, âhiretin ekim yeri kılmıştır.
Ne kadar fecidir kimsenin şekaveti ki: Tohumunu tamamen yer de, istidad arzına hiç bir ekim yapmaz. Bir habbeyi, yedi yüz habbeye çıkarmaz. Ve bunu: Oğulun, ananın, kardeşin firar ettiği güne zahire olarak hazırlamaz.
Hali anlatıldığı gibi olan kimsenin kazancı: Dünyanın ve âhiretin hüsranıdır. Elinin içinde kalan, dünyanın ve âhiretin nedametidir. Çünkü: Rabbının hışmına ve gazabına maruz kalacaktır.
Asıl devlet sahibi o kimselerdir ki: Dünyada fırsatı ganimet bilirler. Ama bu demek değildir ki: Orada nimete ve lezzete dalıp giderler. Zira, böyle bir şeyin orada yeri ve sebatı yoktur. Böyle olsa dahi, onlar, mihnet ve sıkıntılarla elde edilir.
Fırsatı ganimet bilmenin asıl mânâsı odur: Onlar, dünyada iyi amel işleyip âhiretleri için ekim yaparlar. Burada ekilen bir habbecik amelden, şu hükme göre, sonsuz semereler alırlar:
– «Allah, dilediği için kat kat artırır..» (2/261)
Bu mânâ icabı olarak, yararlı amellerin mükâfatı, yani: Bu kısa günlerde işlenen amellerin karşılığı, ebedî nimet olur.
– «Allah, büyük fazlın sahibidir.» (62/4)
Burada şöyle bir şey sorulabilir:
– Ecirlerin kat kat olması, ancak hasenatta olup seyyiatta değildir Seyyiatta ceza, ancak bir mislidir. Durum böyle olunca, sayılı seyyiatlar dolayısı ile, küffar azabının teyidi nasıl caiz oluyor?.
Bunun cevabını şöyle verebilirim:
Amele misli ile ceza vermek, Vacib Teâlâ'nın ilmine kalmıştır.
Mümkin vasfını alan bir kimse, böyle bir şeyi idrâk işinde kusurludur.
Allah-ü Teâlâ'nın şu emirlerini görmez misin?.
Temiz bir kadına iftira atan için, seksen sopa vurulması emrini verdi.
Hırsızlık edenin sağ elinin kesilmesini emretti.
Zina edenlerden:
a) Bekâr bekârla yapmış ise; yüz sopa ve bir sene sürgün..
b) Evli evli ile yapmış ise; recmedilmesi..
Bu hadlerin ve takdirlerin sırrı, beşerin takati dışındadır. Zira:
– «Bu; Âziz, Âlim Zatın takdiridir.» (36/38)
Allah-ü Teâlâ'nın, muvakkat küfre (dünyadaki küfre, inkâra), muhalled (ebedi, dâimi) azap hükmettiği hasiyyeten (tesir, keyfiyet olarak), bilinmiştir ki; muvakkat küfrün misilleme cezası, ebedî azaptır.
Bir kimse, bütün şer'i hükümlerin tatbikini, aklına göre yapmak isterse, onu kendi aklına uydurmaya kalkarsa; akli delilleri seviyesine indirmek isterse; o, nübüvvet makamını inkâr etmiş olur. Müstahakını bulsun. Onunla konuşmak akılsızlıktır.
Bir şiir:
O ki, tasdik etmez sünneti kitabı;
Susmak, konuşmamaktır onun cevabı..
***
Bakiye-i meram şu ki:
Bu fukara mektubunu getiren Şeyh Meyan Ahmed'dir; Mağfur Şeyh Sultan Tehaniseri'nin oğludur. Bu Fakir'i vesile bilerek, yüce hizmetinize teveccüh etti; hem de muhterem pederine ihsanınızı ve lütuflarınızı düşünerek.. Ona lütuflarınız cümlesinden olarak: Kendisini bir yer kazasına tayin buyurasınız. Böyle bir şey, kendisine ikramınız olur. İş size kalmıştır. Ama, esas emir Allah katındadır.
***
Selâm size.. Ve sair hidayete tabi olanlara..
Mustafa'ya mutabaatı bırakmayanlara..
Ona ve âline salât ve selâm.