Mektuplar

MEVZUU:

a) Vusul ve husul arasındaki fark..
b) Peygamberlerin taayyün mebde'leri velilerin de taayyün mebde'leri olur mu?.
c) Cehri zikirle diğer zikirler arasındaki fark. Bu yeniliklerden birincisine engel olunur; ikincisine değil.

NOT:

İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu, Mir Muhammed Nu'man'a yazmıştır.

***

Allah'a hamd ederiz. Onun Peygamberine ve bu Peygamber'in âl-i kirâmına salât ve selâm okuruz.

***

İki mübarek mektup ard arda geldi..

Birinci mektup, her ne kadar hüzünden ve ıstıraptan haber vermekte ise de, ikinci mektup gayet mülayim ve şevkten, hararetten anlatıyor.

Ey Muhib,

Mir Sadeddin, sefere çıkmak istediği zaman, benden mektubu yazmamı taleb etti. Halbuki ben o zaman hasta ve munkabiz (manevi sıkıntı, kabz) bir durumda idim.. O derecede ki, kendi yazımı yazmaya gücüm yetmiyordu. Bunun üzerine, Yar Muhammed Kadim'e mektup yazmasını söyledim. Ben söyledim o yazdı.

Eğer bu hastalık vaktinde, o mektuba, mülayim gelmeyen bir cümle derc edildiyse; mazur olurum. Bununla beraber, az bir şeyle inhiraf edilmesi ve aradaki muamelenin tahribi yerinde bir iş olmaz. Allah-ü Teâlâ, aramızda eziyet takdir eylemesin. Kezâ, eziyet ve i'raz niyeti ile bir şey yazmam da..

Eğer nasihat dileği ile bir şey yazılmış ise; onunla sevinmen lâzımdır.

Ancak, ikinci mektubunuz beni sevindirdi; tuttu..

Her işte, sıcaklık lâzımdır.. Yani: Azimli olmak ve işe devam etmek. Tembellik ve acizlik düşmanların nasibi olsun.

***

Şunu yazıyorsunuz:

— Vusul ile husul arasını ayırd etmek mümkün olamıyor.

Ey Kardeş.

Husul, uzaklığın varlığı ile tasavvur edilir; ama, uzaklık var iken vusul zordur.

Anka kuşunu görmez misin?. O, kendine mahsus sureti ile tasavvur edilir. O kadar ki:

— Anka idrâkimizde hâsıl olmuştur.

Diyebiliriz.. Yani: Zıllına bağlı bir varlıkla.. Amma, Anka'ya vâsıl olmak, asla tahakkuk etmez. Şu mânâdan ki, bir şeyin ikinci mertebe zuhurundan ibaret olan zılliyet, o şeyin husulüne münâfi değildir. Amma o şeye vâsıl olmak, zılliyetle birleşemeyeceği manayadır. Burada ayrılırlar.

***

Yine soruyorsun ki:

— Peygamberlerin (a.s). taayyünat mebde'leri olan isimler; aynı ile velilerin de taayyünat mebde'leri olurlar mı yoksa olmazlar mı?

Bu ikisi arasındaki fark nedir?.

Ey Aziz Kardeş,

Peygamberlerin, taayyünat mebde'leri, esmanın külliyatıdır; evliyanın taayyünat mebde'leri olan isimler ise; onların cüz'iyatıdır ki, külliyat tahtine derc edilmişlerdir.

— İsimlerin cüz'iyatı..

Demekten murad, o isimlerin kendisi olup şartlardan herhangi kayda bağlanmıştır. Meselâ: Mutlak irade ile bir şeyle mukayyed irade gibi..

Peygamberlere mutabaat vasıtası ile, evliyaya terakki vaki olduğundan, anlatılan kayıt kalkar. Mukayyed olan, mutlaka katılır.

Bu fikri, bazı mektuplarda tafsilatı ile anlattım. Oraya müracaat edilip mülâhaza edilsin.

Yine sormuşsun ki:

— Bid'at sebebi ile, cehri zikirden men edilmenin sebebi nedir?. Halbuki o, zevk ve şevk veriyor. Resulûllah (ﷺ) efendimizin zamanında olmayan diğer şeyler neden men edilmiyor?. Meselâ: Ferace, şal, şalvar gibi..

Ey Mahdum,

Resulûllah (ﷺ) efendimizin fiili iki nevidir:

a) İbadet yollu yapılan fiil..
b) Örf ve âdet üzere yapılan fiil..

Resulûllah (ﷺ) efendimizden ibadet yollu sudur eden fiilin hilafını bid'at kabul ediyoruz; yani: Münker olarak.. Bunu men etmeye de çok çalışıyoruz. Zira, böyle bir şey, dinde bir icaddır ki: Merdud sayılır.

Resulûllah (ﷺ) efendimizden örf ve âdet yoluyla zuhur eden fiile gelince; onun aksine bir durumu, münker bid'at saymıyoruz. Dine taalluku olmadığı için de onu men etmeye pek girişmiyoruz. Çünkü, böyle bir şeyin varlığı ile yokluğu örf ve âdetle alâkalıdır. Din ve şeriat üzere bir şey değildir. Bazı beldelerin örf ve âdeti, bazı beldelerin örf ve âdetlerinin hilâfına olduğu gibi.. Hatta aynı beldede, zamanın değişmesi ile, âdetlerinde dahi değişiklik olur.

Durum üstte anlatıldığı gibi olmasına rağmen, âdet olan sünnetlere dahi riayet edildiği takdirde, neticesi verimli olur; sonu saadete çıkar.

Allah-ü Teâlâ, size ve bize, Seyyid'ül-mürselin'e mutabaatta sebat ihsan eylesin.
Ona, âline ve ona tabi olan herkese, salâtların en faziletlisi, selâmların ekmeli..

Vesselâm.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi