MEVZUU:
a) Kur'an ayetlerinin pek çoğunda; cennete girme vaadinin şartı bulunan salih
ameller.
b) Şükür eda etmek..
c) Namazın bazı manaları ve sırları.
NOT:
İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Mevlâna Abdülhayy'e yazmıştır.
***
Allah'a hamd olsun. Salât ve selâm onun Resulüne..
Bilesin ki,
Allah-ü Teâlâ seni mes'ud eylesin..
Çoktan beri benim bir tereddüdüm vardı... Şöyle ki:
— Kur'an âyetlerinin pek çoğunda, cennete girme vaadinin bağlı bulunduğu salih ameller vardır. Bunlardan murad olan mana acaba, bütün ameller midir? Yoksa, onların bazıları mıdır?.
Şayet ondan murad olan mana bütün ameller ise, bunu yerine getirmek, cidden zordur. Zira, ona muvaffak olan azdır. Eğer bazıları ise., bu da meçhul olup tayin edilen bir şey değildir.
Sonradan, hatıra feyiz yollu şöyle bir şey geldi: Her halde sâlih amellerden murad, İslâm dininin üzerine kurulduğu beş Erkân-ı İslâm'dır. Şayet bu beş esas kemaliyle eda edilir ise., zamanın kazancı necat ve felah ola.. Haddi zatında bu beş şey, sâlih amellerden olup seyyiat ve münkerat işlere de engeldir. Allah-ü Teâlâ'nın buyurduğu:
— «... Namaz, edepsizlikten ve akla, şeriata uymayan şeylerden alır..» (29/45)
Âyet-i kerime, bu mananın şahididir. Anlatılan bu beş şeyi yapmak müyesser olunca, şükrün edası dahi husule gelebilir. Şükrün edası husule gelince de, azaptan necat hasıl olur.. Bu manada bir âyet-i kerime:
— «Şayet iman edip şükre devam ederseniz. Allah size neden azap etsin?.» (4/147)
Bu durumda, insana yakışan odur ki: Bu beş erkânı yerine getirmeye son derecede çaba harcaya.. Bilhassa, dinin direği olan namaz işinde.. İmkân nisbetinde, onun adabından en alt derecede olanı dahi terke rıza göstermeye.. Her kim, namazını tamam ederse.. İslâm esaslarından büyük bir esası hâsıl etmiş olur. Halâs yolunda büyük bir bağa kavuşup yapışmış olur. Büyük bir nâiliyete de ermiş olur.
Bu yolda başarı ihsan eden Sübhan Hak'tır.
Bilesin ki..
Namazdaki iftitah tekbiri (namaza başlarken alınan ilk tekbir) şu manaya işarettir: Allah-ü Teâlâ, ibadet edenlerin ibadetlerine muhtaç değildir; keza namaz kılanların namazına da..
Sair tekbirler ki: Rükünlerden sonra alınmaktadır. Bunlar dahi şu manaya işaret ve bir remzdir: Rükünlerden her bir rüknü, Yüce Hakkın şanına lâyık bir şeklide edaya tam liyakat yoktur.
Rükû tesbihlerinde tekbir manası mülâhaza edildiğinden; rükûdan sonra, tesbihe girilmemiştir. Ama, secdelerde durum böyle değildir. Onlarda tesbih olmasına rağmen; önünde ve sonunda tekbir getirilmiştir. Ta ki, hiç kimse tevehhüm etmeye: Secdeler, tevazuun sonu, düşüklüğün nihayeti, tezellülün ve inkisarın kemali olduğu için; ibadet Hakkı yerine getirilmiştir.. Bu vehmin giderilmesi için de, secdede:
— ÂLÂ.. (En yüce..)
Lafzı tercih edilmiştir. Tekbirleri bu arada tekrar dahi sünnet oldu.
Namaz, müminlerin miracı olduğundan ötürü; namazın sonunda, Resulûllah (ﷺ) efendimizin Mi'rac'da müşerref olduğu cümleler okundu. Bu mana icabı olarak, namaz kılana yakışan odur ki: Namazı miracı eyleye ve onda son derece yakınlık talebinde buluna.. Bu manada, Resulûllah (ﷺ) efendimiz şöyle buyurdu:
— «Kulun, Rabbına en yakın olduğu an namazdadır.»
Namaz kılan, Rabbı ile münacâat etmekte olduğundan, onun azametini ve celâlini müşahede ettiğinden kendisinde korku ve heybet izharı yerinde olur.
Namazda, rahata kavuşup manen teselli bulduğundan; sonunda namazı iki selâmla tamamlamaktadır.
Resulûllah (ﷺ) efendimizden nakledilen, farz namazların edasından sonra yüz kere tesbih, tehmid, tekbir ve tehlilin sırrı Fakir'in ilminde şudur:
a) Namaz edası sırasında vaki olan kusur ve taksir tesbih ve tekbir ile telâfi
edile..
b) İbadete ve onu tam manası ile edâya liyakati olmadığını itiraf..
c) Allah-ü Teâlâ'nın ihsan ettiği başarı ile ibadet müyesser olduğu için, hamd
edilerek bu nimetin şükrünü eda gerekli oldu.
d) İbadet edilmeye müstahak olarak, Sübhan Hakkın gayrını görmemek..
Namazın edası, şartlarına ve adabına uygun; bundan sonra: Taksiratın telâfisi, muvaffakiyete şükür, anlatılan güzel kelimelerle Sübhan Hakkın gayrına ibadet Hakkını nefyetmek de hâsıl olursa.. o zaman umulur ki: Yüce Hakkın kabulüne lâyık ola.. O namazı kılan kimse dahi, felah bulan bir musalli durumunda buluna..
Allah'ım, bizi felah bulan musallilerden eyle..
Seyyid'ül-mürselin hürmetine..
Ona ve diğerlerine, âline salâtlar ve selâmlar.