Mektuplar

MEVZUU:

Huruf-u mukattaatla alâkalı varidattan hakikatlar, derin sırlar beyanındadır. Bunlar Kur'an-ı Kerim'de bulunan müteşabihattan olup remz ve işaret yollu rasihun ulemanın onlara ıttılaı vardır.

NOT:

İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu, Mahdumzade Muhammed Said'e yazmıştır.

***

ALLAHÜMME اللهم (Arapça aslına göre) lafzının ifade ettiği mânâları anlatan bir şiir:

(HA) İki gözü var mürebbimizin;
(ELİF) Rabbi Allah sevgilisinin..
(LÂM) Halilüllah'ın mürebbisidir;
(MİM) dahi ayıktıranı Kelim'in..

***

Musa'nın iş başlangıcı, ELİF harfinin hakikatidir. Resulûllah efendimize ve ona salât ü selâm olsun. Bu Hakir'in hakikat muamelesi dahi, ona tebaiyet ve veraset yollu olarak, ELİF harfinin hakikatidir. Lâkin, Kelim'in (a.s.) rücûu (dönüşü) MİM harfinin hakikatına olup bu Hakir'in rücûu dahi iki gözlü HA harfidir. Şu anda dönüp kaldığım, HA harfinin hakikatidir. Bu hakikat odur ki, ondan:

– Gayb-ı hüviyet..

Olarak tabir edilir.

İşbu hakikat, rahmetin hazinesi ve o eşsiz rahmettir ki: Biri, dünyada her şeyi almış, doksan dokuzu dahi âhirete bırakılmıştır. Amma, onun hepsi bu hakikattir.

Onun iki gözü vardır; biri dünya rahmetinin mahzeni olup diğeri dahi âhiret rahmetinin hazinesidir.

Erham'ür-rahimin (merhametlilerin merhametlisi), sıfatı dahi bu hakikattan çıkmıştır.

Bu makamda, sırf cemal zuhuru vardır. Oraya celâlden hiç bir şaibe düşmemiştir.

evliyâya isabet eden, dünyadaki gam, hüzün, mihnet cinsi şeylerin hemen hepsi zahiren cemal terbiyesi olup celâl suretinde çıkar.

Düşmanlara nimet, ferah, sürür cinsi olarak dünyada her ne verilir ise, cemal suretinde celâl zuhurudur. Bu dahi Yüce Sultan Allah'ın mekridir (mekr: “Allahu Teâlâ'nın, kötüleri hilelerinden dolayı cezalandırması, tuzak ve düzenlerini etkisiz hale getirmesidir”).

Bir âyet-i kerime meali:

– «... bununla çoklarına hidayet ettiği gibi, nicelerini de dalâlete atar..» (2/26)

Hatem'ür-rüsûl Resulûllah'ın emir mebdei (başlangıcı) ELİF hakikatinin üstündedir. Ona salât ve selâm olsun. Halil'in emir mebdei ise, bu üstünlük taşıyan hakikattir.

Bu babda netice söz şu ki: Hatem'ür-rüsül Resulûllah'ın mebdei, anlatılan hakikatin icmalidir. Halil'in hakikati ise, onun tafsilidir.

Hatem'ür-rüsûl Resulûllah'ın mercii, ELİF hakikati olmaktadır. Ona salât ve selâm olsun. Halil'in (a.s.) mercii ise.. LÂM hakikatidir. Şunun için ki: İcmalin vahdetle münasebeti daha çoktur. Bunun için de, vahdete daha yakın ELİF'e rücû müyesser olmuştur. Tafsilin ise, kesretle münasebeti pek ziyade olduğundan; zarurî olarak, onun rücûu LÂM harfine olmuştur. Ki bu, kesrete yakındır.

İbrahim'in mebde, maad, merci itibarı ile bereketi çoktur. Resulûllah efendimize ve ona salât ve selâm olsun. Bu mânâ icabı olarak, Resulûllah (ﷺ) İbrahim'in (a.s.) salâtına ve bereketine benzeyen salât ve bereket istemiştir.

Hatem'ür-rüsûl Resulûllah efendimizin Rabbi, rütbesi sıfat rütbelerinin üstünde bulunan esma-i hüsnadaki şânı Yüce Mübarek "Allah" ismidir. Ona salât ve selâm olsun.

Bu Hakir'in dahi Rabbi, Yüce Üstün Rahman ismidir. Bu Hakir'in Musa Kelim ile münasebeti bulunduğundan, ondan kendisine çokça bereket ulaşmıştır. Bu Hakir'in velâyeti, her ne kadar Velâyet-i Museviye değil ise de, lâkin o velâyetin bereketleri ile doludur. Yani: O velâyetin icmal yolundan...

Merhum büyük oğlumun velâyeti, onun tafsilinden istifade yollu olmuştur.

Bu Fakirin velâyeti, Velâyet-i Museviye'den istifade yollu olup Al-i Firavun'dan mümin bir kimsenin velâyetine benzer. Büyük oğlumun velâyeti ise, sonradan iman eden Firavun'un sihirbazlarının velâyetine benzer.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi