MEVZUU:

"Ona ancak, pek temiz olanlar el sürebilir" (56/79), meâline gelen ayet-i kerimenin beyanı.

NOT:

İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Maden-i Siyadet ve Reşadet (seyyidliğin, efendiliğin ve istikametin kaynağı) Mir Muhammed Nu'man'a yazmıştır.

***

Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:

– "Elbette o, Kur'an-ı Kerim'dir. Kitab-ı meknun (örtülü, gizli, saklı, korunan) dadır. Ona ancak pek temiz olanlar el sürebilir." (56/77-78-79)

Bu âyet-i kerimeden asıl murad olan mânâ, yüce Allah'ın murad ettiğidir.

O işaret ki, bu hatır-ı fatire (durgun, gevşek hatıra) gelmekte ve bu makamda fehm-i kasıra (kısa görüşlülüğe) düşmektedir; şöyledir:

– Bu saklı sırlara el sürmek o kimselere nasiptir ki; onların içleri, beşeri taallukat (insana ait alakaların) kirlerinden temizlenmiştir.

Kur'an-ı Kerim'in sırlarına el sürmek ki, pek temiz kimselerin nasibidir; başkalarına ne düşer?

Bir başka işaret de şudur:

Kur'an-ı Kerim'i okumaya ancak şu kimseler lâyıktır ki; nefisleri heva ve hevesten tezkiye edilmiştir; gizli ve açık şirkten, âfakî ve enfüsî şirklerden temizlenmiştir [Dış ve iç alemdeki sahte ilahlardan arınmıştır. / SEMERKAND tercümesi].

Bunun bir başka açıklaması şudur:

Sülûke başlayan kimsenin haline münasip olan zikirdir. Mezkûrdan başkasını nefyetmektir. O derecede ki, zikri edilen zattan başkası malum olmaya... Sübhan Hakkın gayrı dahi, onun muradı olmaya... Hatta, eşyayı zorla hatırlatmaya kalksalar dahi, hatırlayamaz; maksudu dahi olamaz.

Şirkten ki temizlendi; afaki ve enfüsi ilâhlardan ki hür oldu. İşte o zaman, zikrin yerine Kur'an okumaya hak kazanır; tilâvet devletine de terakki eder.

Anlatılan haletin husulünden evvel, Kur'an okumak, ebrarın (iyilerin, salihlerin) amellerine dahildir. Anlatılan haletin husulünden sonra ise, mukarrebinin (velilerin, mukarreblerin -yakîn ehlinin-) amelleri arasına dahildir.

Nitekim, bu nisbetin husulünden evvel zikir, mukarrebinin amelleri arasına dahildir.

Ebrarın amelleri ibadetler cümlesindendir; mukarrebinin amelleri ise, tefekkürler cümlesindendir. Herhalde, şu hadis-i şerifi duymuş olacaksınız:

– "Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır. Veya yetmiş sene."

Tefekkür, batıldan hakka intikaldir (tefekkür için bak).

Ebrar ile mukarrebin arasındaki fark, o ibadetle bu tefekkür arasındaki farktır.

Şunun da bilinmesi yerinde olur ki:

Mukarrebin amelleri arasında sayılan mübtedinin (tasavvufta henüz başlangıçta olanın) zikri, kâmil ve mükemmil (kemâle erdirebilen) şeyhten alınandır. Amma, maksadı, tarikata sülük olmalıdır. Aksi halde bu zikir, ebrar amelleri arasına girer.

Doğruyu ilham eden Sübhan Allah'tır.

Selâm, Hüdaya tâbi olup Mutabaat-ı Mustafa'yı bırakmayanlara. Ona ve âline salâtların en tamamı, selâmların dahi ekmeli.