İKİNCİ MEKTÛB

Bu mektup, yine büyük mürşidine yazılmıştır. Terakkilerini ve Allahü teâlânın ihsanlarını bildirmektedir:

Kölelerinizin en aşağısı olan Ahmed’in yüksek makama dilekçesidir. İstihare yapmamızı emir buyuran mektubu, Ramazan’a yakın bir zamanda Mevlânâ Şah Muhammed getirdi. Ramazan’dan önce kapınızın eşiğini öpmekle şereflenmek için vakit bulamadım. Ramazan’dan sonra bu şerefe kavuşmayı düşünerek seviniyorum. Yüksek teveccühlerinizin bereketi olarak, Allahü teâlâdan durmadan birbiri ardı sıra gelen ihsanların hangi birini yazayım. Farsça iki beyit tercümesi:

Ben o toprağım ki, ilk bahar bulutu,
Lütfeder, verir bereketli yağmuru.
Vücudumun her kılı dile gelse de,
Şükredemem nimetlerinin hiçbirine.

Böyle hâlleri bildirmek her ne kadar bir atılganlık ve saygısızlık sanılırsa da nimetlerle sevinmeyi, övünmeyi de göstermektedir. Farsça beyit tercümesi:

Beni topraktan kaldıran, sultan ise eğer,
Başım gökten yukarı olsa, elbet değer.

Sahv ve Beka’ya kavuşmak, Rebiülahir ayının sonunda başladı. Bugüne kadar her anda tam bir Beka ile şereflendiriyorlar. Önce Şeyh Muhyiddîn-i Arabî “kuddise sirruh” hazretlerinin Tecelli-i zâtî dediği hâlden sahve yani uyanıklık, şuur hâline getiriyorlar. Sonra sekr hâline götürüyorlar. İnerken ve çıkarken şaşılacak bilgiler, duyulmamış marifetler veriyorlar. Her mertebede, bu mertebenin bekasına uygun şühûd ile ve ihsanlarla şereflendiriyorlar. Ramazan-ı mübarek ayının altıncı günü beka ile şereflendirdiler. Öyle bir ihsanda bulundular ki nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Gücümün oraya kadar olduğunu anlıyorum. Hâlime uygun olan kavuşmak burada nasip oldu. Cezbe tarafı şimdi tamam oldu. Cezbe makamına uygun olan Seyr-i fillah başladı. Fena makamı ne kadar tamam olursa, hâsıl olan beka da o kadar yüksek oluyor. Beka ne kadar yüksek olursa, sahv da o kadar çok oluyor. Sahv ne kadar çok olursa, İslamiyet’e uygun bilgiler o kadar çok geliyor. Sahvın tamamı, bütünü peygamberler içindir “aleyhimüssalâtü vesselâm”. O büyüklerin bildirdikleri marifetler de dinleridir. Allahü teâlânın zatında ve sıfatlarında bildirdikleri iman bilgileridir. Bu bilgilere uymayan marifetler sekrden ileri gelmektedir. Şimdi, bu fakirin üzerine yağan marifetlerin çoğu, İslamiyet’in bildirdiği marifetlerin açıklamasıdır ve onları bildirmektedir. Akıl ile, düşünce ile anlaşılan bilgiler, şimdi keşif yolu ile ve kendiliğinden hâsıl olmaktadır ve topluca kazanılanlar, uzun ve açık olarak ele geçmektedir.

Farsça beyit tercümesi:
Daha söylersem eğer, çok uzun sürer,
Korkarım, utanmazlığa kadar gider.

Farsça mısra tercümesi:
Köle, haddini bilmelidir!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi