YETMİŞİKİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Hace Cihan’a yazılmış olup ahireti isteyenin dünyaya düşkün olmaması lazımdır. Dünyayı terk etmenin nasıl olacağını bildirmektedir:

Allahü teâlâ selamet ve afiyet versin! Din ile dünyayı birlikte kazanmak imkansızdır. Ahireti kazanmak isteyenin dünyadan vazgeçmesi lazımdır. Bu zamanda dünyayı tamamen terk etmek kolay değildir. Hiç olmazsa hükmen terk etmek, yani terk etmiş sayılmak lazımdır. Bu da her işte İslamiyet’e uymak demektir. Yiyecekte, içecekte, giyecekte ve ev kurmakta İslamiyet’e uymak lazımdır. İslamiyet’in emirlerini aşmamak lazımdır. Altın ve gümüşün, ticaret eşyasının ve kırda, çayırda otlayan dört ayaklı hayvanların zekâtını vermek farzdır. Bunların zekâtını elbette vermelidir.

İslamiyet’e uymakla ziynetlenen bir kimse, dünyanın zararından kurtulmuş olur ve ahireti kazanır. Dünyayı [yani nefsin arzularını] böyle hükmen de terk edemeyen kimse münafık demektir. İmanlı olduğunu söylemesi ahirette kendisini kurtaramaz; yalnız dünyada malını ve canını korur.

Farsça beyit tercümesi:
Söyledim sana işin özünü,
İster sıkıl ister dinle sözümü.

Dünyanın bu kadar gösterişli hâli; hademesi, hizmetçileri, tatlı yemekleri, çeşitli şerbetleri, süslü, cazibeli elbiseleri ve nice zevkleri karşısında hangi babayiğit, hangi bahtiyar kimse bu doğru söze kulak verip dinler?

Farsça beyit tercümesi:
İncilerin ağırlığı sağır etmiş kulağını,
Duymaz olmuş, ne yapayım ağlamamı sızlamamı.

Allahü teâlâ bizi ve sizi Muhammed aleyhisselamın yoluna uymakla şereflendirsin!

Şeyh Meyan Zekeriya eski defterdardır. Âlim ve faziletli bir insandır. Bir zamandan beri hapistedir. İhtiyarlık, geçim darlığı ve hapiste uzun zaman kalması yüzünden muhtaç ve acınacak hâldedir. Fakiri bulunduğu birliğe çağırıp kurtulmasını istiyor. Mesafe uzak olduğu için gelemedim. Kardeşimiz Hace Muhammed Sadık huzurunuza geldiğinden birkaç sözle başınızı ağrıttım. İnşallah o zavallı, yüksek teveccüh ve kereminizden umulana kavuşur. Çünkü âlimdir ve yaşlıdır. Vesselam evvelen ve ahiren.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi