DOKSANİKİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, yine Şeyh Kebir’e yazılmıştır. Kalbin itminana kavuşması ancak zikir ile olur. İncelemekle, düşünmekle olmayacağı bildirilmektedir:

Allahü teâlâ bizi ve sizi Muhammed aleyhisselamın “s.a.v.” dinine uygun olan işler yapmaya kavuştursun!

Ra’d suresinin otuzuncu ayetinde mealen, (Biliniz ki, kalpler ancak zikir ile itminana kavuşur) buyuruldu. Kalbi itminana kavuşturan tek yol vardır. Bu tek yol, Allahü teâlâyı zikretmektir. Akıl ile incelemekle ve düşünmekle kalp itminana kavuşamaz.

Her şeyi akıl ile çözmek isteyen kişi,
Tahta ayak takmış bacaksızlara benzer.
Kısa aklına uydurmak ister her işi,
Dün yaptığını bugün değiştirmek ister.

Çünkü zikrederken o mukaddes zat ile bir bağlılık hasıl olur; her ne kadar O’nunla hiçbir bağlılık kurulamaz. Ayaklar altındaki toprak [yani insan] nerede, her şeyin sahibi olan [Allahü teâlâ] nerede? Fakat hatırlayan ile hatırlanan arasında az bir bağlantı hasıl olur. Bu bağlılıktan da sevgi doğar. Zikredenin kalbini sevgi kaplayınca kalpte itminan hasıl olur. Kalpte itminan hasıl olması, insanı sonsuz saadetlere kavuşturur.

Zikret zikir, bedende iken canın,
Kalp temizliği, zikriyledir Rahman’ın.

Evveliniz ve sonunuz selamette olsun!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi