Allahü teâlâ
bizi, sizi ve bütün Müslümanları Peygamberlerin efendisine (aleyhi ve
alâ âlihi ve aleyhim minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ)
uymaktan ayırmasın! Tasavvuf yolundakilerin büyüklerinden birkaçı, sekr
hâlinde iken, "Velâyet nübüvvetten daha üstündür" dedi. Birkaçı da,
"Üstün olan velâyet, Peygamberin kendi velâyetidir" diyerek, velînin (rahmetullahi
aleyh) nebîden daha üstün olacağının anlaşılmasını önlediler.
Fakat işin
doğrusu bunun tersidir. Çünkü Peygamberin nübüvveti, kendi velayetinden
de daha üstündür. Velâyet makamlarında olanlar, göğüslerinin
sıkıntısından halk ile birlikte bulunamıyorlar. Peygamberlikte ise
göğüsleri çok geniş olduğundan; Hak teâlâ ile olmaları halk ile birlikte
olmalarına ve halk ile birlikte olmaları da Hak teâlâ ile olmalarına
engel değildir. Peygamberlikte yalnız halk ile olmak yoktur. Bunun için
yalnız Hak teâlâ ile olan velâyet, nübüvvetten daha üstün değildir.
Allahü teâlâ korusun, cahil insanlar yalnız halk ile olur. Nübüvvetin
şanı, şerefi bundan çok yüksektir. Bu sözümüzü iyi anlamak, sekir
sahiplerine güç gelir. Hâlleri doğru olan büyükler, böyle olduğunu çok
iyi bilirler.
Arapça mısra
tercümesi:
"Nimete
kavuşanlara afiyet olsun!"
Ayrıca
dileğimiz şudur ki, Meyan Şeyh Abdurrahîm’in oğlu Şah Abdullah ile
yakınlığımız ve kardeşliğimiz vardır. Babası, çok zaman Bahadır Han’ın
emrinde çalışmıştır. Oradan geliri vardı. Şimdi gözleri kuvvetten düştü.
Bahadır Han’ın yanında çalışmak için oğlunu gönderdi. Bunun için sizden
de bir işaret olursa fayda verecektir.
Vesselâm.