YÜZKIRKSEKİZİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Molla Sâdık-ı Kâbilî’ye yazılmıştır. Kendini kavuşmuş sanan bir şey elde edemez. Büyüklerin ruhlarından faydalanmaya aldanmamalıdır. Onlar, kendi üstadının latifeleridir:

İki mektubunuz arka arkaya geldi. Birinci mektup kavuştuğunuzu, doyduğunuzu bildiriyordu; ikincisi susuzluğunuzu, boşluğunuzu anlatıyordu. Allahü teâlâya hamd olsun! Çünkü her işin sonuna bakılır. Kendini doymuş sanan bir şeye kavuşmamıştır; kendini boş ve uzak sanan kavuşmuş demektir.

Size arka arkaya bildirmiştim ki büyüklerin ruhlarının zahir olmasına, onların yardım etmelerine sakın aldanmamalıdır. O büyüklerin suretleri, kendi üstadınızın latifeleridir; o şekillerde görünmektedir. Tek bir yere bağlanmak şarttır; çeşitli yerlere bağlanan bir şey kazanmaz, zarar eder. Size çok söylemiştim ki sona çabuk kavuşmak için işe, vazifeye sıkı sarılmalıdır. Lazım olan şeyleri bırakarak lüzumsuz şeylerle uğraşmak akla uygun değildir. Fakat siz kendi görüşünüze uyuyorsunuz, söz dinlemiyorsunuz. Siz bilirsiniz! Habercinin vazifesi ancak bildirmektir.

Allah'a tevekkül edenin yaveri Hak'tır.
Na-şad gönül bir gün olur, şad olacaktır.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi