YÜZELLİBİRİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Mir Mü’min-i Belhî’ye yazılmıştır. Hocalarımızın (kaddesallahü teâlâ esrârehüm) yolunun büyüklüğü ve bu büyüklerin kullandıkları "Yâd-ı dâşt" kelimesinin ne demek olduğu bildirilmektedir:

Farsça mısra tercümesi:
Her ne olursa olsun, sevgiliden konuşmak daha tatlı!

Yüksek hocalarımızın (kaddesallahü teâlâ esrârehüm) yolunda çok söylenilen "Yâd-ı dâşt" demek, Zat-ı teâlânın devamlı huzuru, beraberliği demektir. Şüun ve itibarât da arada olmaksızın zuhurudur. Eğer huzur olup sonra gaybolursa yani şüun ve itibarât perdeleri aradan kalkar sonra yine araya girerse, bu büyükler böyle şimşek gibi çakıp hemen gaybolan "Tecellî-i zâtî"ye kıymet vermezler.

Yâd-ı dâşt, gaybolmayan huzurdur. Yani şüun ve itibarât perdeleri araya girmeyen, hiç gaybolmayan, devamlı olan Tecellî-i zâtîdir. Yâd-ı dâşt, bu yolun sonunda ihsan edilir. Bu makamda tam olgun fenâ hasıl olur. Perdeler hiç araya girmez. Perdeler araya girerse huzur kalmaz, gaybet olur. Buna "Yâd-ı dâşt" denmez. Görülüyor ki bu büyüklerin şühûdü tamdır ve olgundur. Fenânın olgun olması ve bekânın tam olması da şühûdün olgun ve tam olmasına bağlıdır.

Farsça mısra tercümesi:
Gül bahçemi gör de baharımı anla!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi