Mektuplar

MEVZUU:

a) Nakşibendiye Tarikatının üstün şanını beyandır. Allah, bu tarikat ehlinin sırlarının kudsiyetini artırsın.
b) Yaddaşt'ın mânâsı.

NOT:

İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu, Mir Mümin Belhi'ye yazmıştır.

***

Bir mısra ile başlayalım:

Dostların sözüdür, sözlerin en güzeli..

***

Bilesin ki,

Hâcegân Hazretlerinin Tarikatında:

– Yaddaşt.

Lafzı, şundan ibarettir: Gaybet hali olmayan devamlı huzur..

Yani : Yüce Mukaddes Zat'ın daim huzurunda bulunmak.. Hem de, şuun ve itibarlara dayalı perdelerin onu ihlâl etmemesi ile..

Şayet, bir vakit huzur bulunur; bir başka vakit gaybette kalınırsa.. Meselâ: Belli bir vakitte perdeler tamamen kalkar; bir başka vakitte ise iner.. Bu mânâ daha çok, 'tecelli-i berkî'de olur ki, Hazret-i Zattan bir anda şimşek gibi perdeler açılır; sonra, şuun ve itibarların perdesi gerilir (kapanır); hem de sür'atle..

İşte; yukarıda anlatılan mânâda bir huzur, bu büyük zatların katında itibardan düşüktür.

Bundan bilindi ki: Gaybet hali olmayan huzur şudur: Tecelli-i berkinin devamı.. Ki bu: Şuun ve itibarların tavassutu olmadan Hazret-i Zat'ın zuhurundan ibarettir.

Bu makamda, ekmel (en kâmil) mânâda Fenâ sabittir. Buraya, asla perdelerin dönüşü yoktur. Eğer dönecek olsa, huzur gaybete çevrilir ki, onun adına:

– Yaddaşt.

Denmez.

Buraya kadar anlatılan mânâdan tahakkuk etti ki: Bu büyük zatların müşahedesi tamam olmada ve kemalde en güzel şeklini bulmuştur.

Fenâ makamının ekmel olması, Bekâ makamının pek tamam olması, müşahedenin etemmiyeti (tamlığı) ve ekmeliyeti (mükemmelliği) kadardır.

Bir mısra:

Gül bahçemi gör de kıyasla baharımı.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi