YÜZALTMIŞBEŞİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Nakîb Seyyid Şeyh Ferîd’e (kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz) yazılmıştır. İslamiyet'in sahibi Muhammed aleyhisselâma uyanları övmekte ve O’nun İslamiyet'ine uymak istemeyenleri sevmemek, onları düşman bilmek lazım olduğu bildirilmektedir:

Allahü teâlâ sizi; Kureyş kabilesinden ve Haşimî soyundan olan, ümmî ve şerefli Peygamber Muhammed aleyhisselâmın soyundan yapmakla şereflendirdiği gibi, manevi mirasına kavuşmakla da şereflendirsin! Bu duaya "âmîn" diyen kullarını da kıyamette acıyarak karşılasın! Âmîn! Resûlullahın soyundan olan, o büyük Peygamberin (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) Âlem-i halktaki mallarına varis olur. Manevi miras ise Âlem-i emrdeki şeylere kavuşmaktır. Onlar da iman, marifet ve rüşd gibi nimetlerdir. Âlem-i halktan olup görünen nimetlere şükretmek, manevi mirasa kavuşmakla olur. Manevi mirasa kavuşmak ise o yüce Peygambere (aleyhissalâtü vesselâm) tam uymakla olabilir. Bunun için O’na tabi olmaya çalışınız! O’nun emirlerine sarılınız ve yasaklarından kaçınınız!

Muhammed aleyhissalâtü vesselâma tam ve kusursuz tabi olabilmek için O’nu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Tam ve olgun sevginin alameti de O’nun düşmanlarını düşman bilmektir; İslamiyet'i beğenmeyenleri sevmemektir. Muhabbete "müdâhene" yani gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin divanesi olup onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin muhabbeti bir kalpte, bir arada yerleşemez. Cem-i zıddeyn muhaldir (zıtların birleşmesi imkansızdır). İki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı icap eder. İşi elden kaçırmadan iyi düşünmelidir; elden gitmiş olanlar da kurtarılabilir. Yarın iş elden çıkınca pişmanlıktan başka ele bir şey geçmez.

Farsça beyit tercümesi:
Ortalık aydınlanınca olur belli,
Herkesin geceyi kimle geçirdiği!

Bu dünya malları, mülkleri geçicidir ve aldatıcıdır. Bugün senin ise yarın başkasınındır. Ahirette ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyada iken kazanılır. Bu birkaç günlük hayat; eğer dünya ve ahiretin en kıymetli insanı olan Muhammed aleyhisselâma tabi olarak geçirilirse saadet-i ebediyye ve sonsuz necât (kurtuluş) umulur. Yoksa O’na tabi olmadıkça her şey hiçtir. O’na uymadıkça her yapılan hayır ve iyilik burada kalır, ahirette ele bir şey geçmez.

Farsça beyit tercümesi:
Muhammed (aleyhisselâm), yüzü suyudur cihanın,
Kapısının toprağı olmayan toprak altında kalsın!

Resûlullaha (sallallahü teâlâ aleyhi ve alâ âlihi ve sellem) uymak şerefine kavuşmak için dünyada olan her şeyden yüz çevirmek lazım olmaz; böyle yapmak çok zor olur. Eğer farz olan zekât verilir ise dünya mallarının hepsi terk edilmiş demek olur. Böylece insan dünyanın zararından kurtulmuş olur. Çünkü bir malın zekâtı verilince o mal zarardan kurtulur. Demek ki dünya malını zarardan korumak için ilaç, o malın zekâtını vermektir. Malın hepsini Allah yolunda vermek elbette daha iyi ve faydalı ise de zekâtını ayırıp yerine vermek de bu işi görmektedir.

Farsça beyit tercümesi:
Gökler Arşa göre elbet alçaktır,
Fakat yeryüzünden pek çok yüksektir.

Demek ki aklı olan, her işini İslamiyet'e uygun yapmak için çok çalışmalıdır. Âlimler ve salihler gibi İslamiyet adamlarının kıymetlerini bilmeli; onlara saygı göstermeli, edepli davranmalıdır. İslamiyet'in yayılması için elinden geleni yapmalıdır. Nefislerinin istekleri ardı sıra koşanları, bidat sahiplerini adam yerine koymamalı; onları kıymetsiz ve aşağı tutmalıdır. Bidat sahibine kıymet veren, İslamiyet'i yıkmaya yardım etmiş olur.

Allahü teâlânın düşmanı ve O’nun Resûlü’nün düşmanı olan kâfirleri kendine düşman bilmelidir. İslam düşmanlarını aşağı tutmalı, kıymetsiz ve rezil olmaları için uğraşmalıdır. O alçaklara hiçbir zaman ve hiçbir yerde saygı göstermemelidir. Onlarla görüşmemeli, hiç buluşmamalıdır. O düşmanlara hep sert davranmalı; elden geldiği kadar yüzlerini görmemeli, işe karıştırmamalıdır. Onlara bir iş düşerse, onlarsız olamayacak ise, abdesthaneye gider gibi istemeyerek ve üzülerek iş bitinceye kadar yardımları istenebilir. O yüce ceddinizin (aleyhi ve alâ âlihissalevât vetteslîmât) sevgisine kavuşturan kurtuluş yolu işte budur. Eğer bu yoldan ilerlenmezse o yüksek huzura kavuşmak pek güç olur.

Arapça beyit tercümesi:
Sevgiliye kavuşmak ele geçer mi acaba?
Yüksek dağlar ve korkunç tehlikeler var arada!

Daha çok yazarak sizi usandırmak istemiyorum.

Farsça beyit tercümesi:
Az söyledim sana, incitmekten sakındım,
Sözüm çok ise de anlatmaktan sıkıldım.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi