Mektuplar

MEVZUU:

a) Şeriât sahibi Resulûllah (ﷺ) efendimize tabi olmaya teşvik,
b) Şeriât düşmanlarına buğz etmek, onlara adâvet edip kendilerine sert çıkışmak.

NOT:

İMAMI RABBANİ Hz.bu mektubu, Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhariye yazmıştır.

***

Sübhan Allah, Nebi Ümmi Kureyşi Haşimi Resulûllah'ın manevi mirası ile şerefe nâil eylesin.. Tıpkı: Surî miras şerefine nail eylediği gibi..

Ona ve âline, salâtların en faziletlisi, selâmların ekmeli..

Bu duâya:

– Âmin!.

Diyen kula Allah merhamet eylesin..

***

Resulûllah (ﷺ) efendimizin surî mirası halk âlemi ile alâkalıdır. Manevi mirasına gelince o dahi emir âlemi ile alâkalı olup burası: Îman, mârifet karargâhı ve rüşd, hidayet mahallidir.

Surî mirasın şükrü şudur: Mânevi mirasla bezenmek.. Bunun müyesser olması da ancak: Kemal manada, Mustafa'ya tabi olmaya bağlıdır. Ona salât ve selâm..

Size gereken, emirlerinde ve yasaklarında ona tam tabi olmaktır. Ona tabi olmak, ona karşı beslenen sevginin bir parçasıdır.

Bir mısra:

Seven odur ki, olur sevilene muti.

Tam manası ile onu sevmenin alâmeti odur ki: Onun düşmanlarına tam manası ile buğzedile ve onun şeriâtına muhalif olanlara dahi adavet izhar edile. Ona salât ve selâm olsun.

Muhabbet işinde, hiç bir müdahene (dalkavukluk, münafıklık) yolu yoktur. Zira seven kimse sevdiğinin haline girmiş; onda kaybolmuştur. Artık ne onun muhalefetine gücü yeter; ne de onun muhalifi olan kimselere meyleder. Şekillerin hiç biri ile, onlara yumuşak dahi davranmaz.. Zira: İki ayrı şeyi sevenler bir araya gelemezler. Çünkü: İki zıddın bir arada olması muhaldir. Hatta, birinin sevilmesi, öbürünün düşmanlığıdır.

Ciddî bir şekilde bunun düşünülmesi gerekir. Fırsat elden gitmeden, kaçana yetişmelidir. Zira, fırsat elden gittikten sonra, pişmanlıktan başka bir şey hâsıl olmaz.

Bir şiir:

Gündüz gibi çıkar sana sabahta;
Gerçek hüviyetle karanlıkta..

Şu da başka şiir:

Göreceksin tozun açıldığında;
At mıdır yoksa eşek mi altında..

***

Dünya metâı gurur metâıdır. Uhrevî ve ebedi muamele buna göre yapılacaktır. Eğer bu sayılı günlerde, Seyyid'ül-evvelin vel-âhirin Resulûllah'a (ﷺ) tabi olup yolunda gitmek müyesser olursa; ebedî kurtuluş beklenir. Aksi halde ziyan içinde ziyan ortaya çıkar.. Ama kim olursa olsun, hayır sanıp hangi ameli işlerse işlesin..

Bir şiir:

Arab Muhammed, efendisi iki cihanın;
Vay haline kapısında toprak olmayanın..

Bu büyük mütabaatın husulü (Resulüllah'a tâbi olmanın  elde edilmesi), bütünüyle dünyayı terke bağlı değildir. Hatta, dünyayı bütünüyle bırakmak pek zor olur. Farz olan zekâtı eda ederse, mazarratın ulaşmaması zımnında, böyle bir şey dahi terk hükmünü taşır. Zira, zekâtı verilen malın zararı yoktur. Dünya malından zararının def edilmesi için çare: Zekâtını çıkarıp vermektir. Her ne kadar dünya malının tamamen terk edilmesi daha uygun ve daha faziletli ise de, zekâtını vermek de onun yerine kâim olur.

Bir şiir:

Düşer kıyaslarsak semâ ile arşı;
Yerle kıyaslarsak ne var ona karşı..

***

Yerinde bir iş olur ki: Bütün gayret şeriât ahkâmının yerine getirilmesi için sarf edile; şeriât ehli olan ulema ve sulehaya tâzim edile; revaç bulması için, o yolda çaba harcana.. Bid'at ehlinin ve nefsine tâbi olan kimselerin dahi düşürülmesine girişile.. Bunun için, Resulûllah (ﷺ) efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edildi:

– «Bid'at sahibi birine tâzim eden kimse, İslâm'ın yıkılmasına yardım etmiş olur..»

Allah'ın ve Resulünün düşmanlarına karşı düşmanlık göstermelidir. Ona salât ve selâm olsun. Onlara ihanete ve tahkire çalışmalı; şekillerin hiç biri ile onları ağırlamamalı; asla onları meclislere sokmamalı; onlarla ünsiyet etmemelidir. Onlara sert çıkmalı; imkân nisbetinde hiç bir iş için onlara müracaat etmemelidir.

Şayet onlara müracaat zaruri bir durum alırsa; istemeyerek muztar (mecbur) kalmışçasına yapılmalıdır.. Tıpkı: insanın kaza-i hacet zarureti gibi..

***

Muazzam ceddinizin yoluna ulaştıran yol işte budur. Bir kimse bu yolda yürümezse, o Mukaddes Zat'a ulaşması müşkildir. Heyhat! heyhat!..

Bir şiir:

Nasıl erilir o saadete, hep oralar;
Yüksek yüksek dağlar, tehlikeli uçurumlar..

Bundan daha fazla ne yazayım?.

Bir şiir:

Az anlattım sana derdimi sebebi korkudur;
Sizi yormaktan, yoksa kalan kelâmın çoğudur.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi