YÜZSEKSENBİRİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, mübarek oğlu Meyan Muhammed Sadık hazretlerine yazılmıştır (kaddesallahü teâlâ esrârehümel’azîz). Sualine cevaptır:

Akıllı oğlum Muhammed Sadık (rh.a.) soruyor: "Evliyadan bir kısmını Allahü teâlâya yakınlık derecelerinin aşağısında görüyorum. Halbuki bunlar zühd, tevekkül, sabır ve rıza makamlarının yüksek derecelerindedirler. Bir kısmını da yakınlık mertebelerinin yüksek derecelerinde görüyorum. Halbuki bunlar (rh.a.im ecma’în), zühd ve tevekkül gibi makamların aşağı derecelerindedirler. Bu makamların yüksek olması yakînin fazla olmasına bağlıdır; yakînin fazla olması da yakınlık ile artar. Acaba biz mi yanlış görüyoruz? Yoksa bu makamların yüksekliği yakınlıktan başka bir şeye mi bağlıdır?"

Cevap: Bu makamların yüksekliği yakın olmaya bağlıdır. Çok yakın olanın yakîni fazla olur. Keşfiniz de doğrudur. Yakın olan, latifelerin en latifidir; yakîni çok olan da bu latifelerdir. Bu makamların yüksekliği yakînin çokluğuna bağlı olduğundan o da bu latifelere nasip olur. Bir büyük velî, çok yakın olmadığı hâlde latifelerin en latifinin makamlarından birinde bulunabilir ve latifelerin en koyusuna inmemiş olabilir. Bu makamda iken; yakınlığı çok olan ve en koyu latifeye yani maddeden yapılmış beden latifesine inmiş olan bir velîden üstün olur.

Çünkü beden latifesinde o yakınlık olmadığı için yakîn hasıl olmamıştır. Bunun için o makamlar niçin üstün olur? Bu latifeye dönüp inen bir velî, bu latifeye bağlı kalır. Önce başka latifelerde hasıl olmuş olan yakînler örtülür. Beden latifesine inmeyen velî böyle değildir; bu, en latif olan latifeye bağlıdır. Çok yakındır, yakîni de çoktur ve örtülmemiştir. Bu makamlarda bulunanlar (rh.a.im ecma’în) en yüksek, en üstün olurlar.

Geri dönmüş olan çok yakındır ve yakîni de çok olduğu gibi makamları da yüksektir. Fakat bunun yüksekliği örtülüdür. İnsanlara faydalı olmak ve kendisinden istifade olunmak için onlar gibi olmuştur; onlar gibi görünmektedir. Bu makam Peygamberlere (aleyhimüsselâm) mahsustur. Bunun için İbrahim (aleyhisselâm) kalbinin itminan bulmasını istedi ve yakîn hasıl etmesi için herkes gibi gözle görmeye muhtaç oldu. Üzeyir (aleyhisselâm) da buna benzer söyledi.

Geriye dönmeyen ise kendi yakînini bildirerek: "Perdeler kalksa yakînim artmaz" dedi. Hazret-i Ali’nin (radıyallahü anh) söylediği denilen bu söz, eğer doğru ise geri dönmeden önce söylemiştir. Çünkü geri döndükten sonra yakîn elde etmek için herkes gibi o da delile muhtaç olur.

Bu fakir (kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz), geri dönmeden önce inanılması lazım gelen şeyler meydanda idi. O bilgilere yakînim, duygu organlarım ile anladıklarımdan daha çok idi. Fakat geri döndükten sonra o yakîn örtüldü; herkes gibi delillere, ispat etmeye muhtaç oldum.

Farsça mısra tercümesi:
Yetiştirdikleri gibi yürüyoruz!

Vesselâm.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi