İKİYÜZONBİRİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Mevlana Yar Muhammed Kadim-i Bedahşî’ye “rh.a.” yazılmıştır. Mevlana’nın bir sözünü açıklamakta ve insanları kemale getirmek ve irşat etmek için lazım olan şartları bildirmektedir:

Kıymetli kardeşim Mevlana Yar Muhammed Kadim’in güzel mektubu geldi, bizleri sevindirdi. Hak teâlâ, sizi yüksek derecelerin en üstüne ve herkesi yükseltmeye ve irşat etmeye kavuştursun. Seçmiş olduğu Peygamberi ve O’nun yüksek Âli hürmetine duamızı kabul buyursun “aleyhi ve aleyhimüssalâtü vesselâm”!

Sual: Mevlânâ “aleyhirrahme” hazretleri, “Kucağımda olan nazlı Hak teâlâ idi” demiştir. Böyle söylemek caiz midir?

Cevap: Bu yolun yolcuları böyle şeyler çok söylemiştir. Bir salik, (Tecelli-i Surî)ye kavuşunca; tecelli eden sureti, görünüşü, Hak teâlâ sanıyor. Büyük âlim, Rabbânî İmâm  Hace Yusuf-i Hemedanî hazretleri: “Bu görünenler hep hayaldir. Bu hayallerle tarikatın çocuklarını yetiştirirler” buyurmuştur. Biz de böyle söyleriz.

Tasavvufu öğretmek için size izin verilmişti. Bunun üzerine faydalı birkaç şey yazıyorum. Can kulağı ile dinleyin! Davranışlarınızı buna göre ayarlayın: Tasavvufu öğrenmek için bir talip yanınıza gelince çok düşününüz! Bu yoldan size istidraç yapılabileceğini, yıkılabileceğinizi göz önüne getiriniz! Hele talebe gelince içinizde bir sevinç, bir rahatlık duyarsanız Allahü teâlâya yalvarınız! O’na sığınınız! Çok istihare yaparak, ona tarikati öğretmenin uygun olacağını ve istidraç ve yıkılmak olmadığını iyice anladıktan sonra öğretiniz. Çünkü Allahü teâlânın kullarına iş vermek ve onlarla uğraşarak kendi vaktini elden çıkarmak, O’ndan izinsiz caiz değildir. İbrahim suresinin birinci ayetinde mealen, (Rablerinin izni ile insanları karanlıklardan çıkarıp nura kavuşturman için) buyuruldu.

Büyüklerden biri ölmüştü. Şöyle bir ses işitti: “Sen Benim dinimde kullarıma karşı zırh giymiştin öyle mi?” [Yani Benim dinim üzerinde kullarıma hiç çekinmeden söylüyor, emrediyordun] denildi. “Evet” cevabını verdi. “Kullarımı niçin Bana bırakmadın? Gönlünü niçin Bana vermedin?” buyuruldu. Size ve başkalarına verilen izin şartlara bağlıdır. Allahü teâlânın razı olduğunu anlamadan iş yapmamak birinci şarttır. Şartsız, bağlantısız izin verme zamanı daha gelmemiştir. O zaman gelinceye kadar şartları yerine getirmeyi iyi gözetiniz! Haberleşmemiz lazımdır. Mir’e de böylece yazmıştım, ondan da bilgi alınız! O zamanın gelmesi için ve şartların sıkıntısından kurtulmanız için çalışınız!

Vesselam.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi