MEVZUU:
a) Suâle cevap.
b) Tekmil ve irşad makamının bazı levazımının (gerekli işlerinin) beyanı.
NOT:
İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu. Molla Yar Muhammed Kadim Bedahşî'ye yazmıştır.
***
Kıymetli mektup; pek kıymetli kardeş Mevlâna Yar Muhammed Kadim'den geldi; ferahı mucib oldu.
Allah-ü Teâlâ onu, kemalin ve tekmilin zirvesine ulaştırsın.. Nebiyy-i Muhtar ve onun pek şerefli âli hürmetine.. Ona ve âline salât ve selâm..
***
Bana soruyorsun ki:
– Mevlâna, bir sözünde şöyle demiş:
– Yanımdaki güzel, Hak idi.. Böyle bir kelâm caiz mi? değil mi?..
Bilesin ki,
Bu gibi işler, bu yolda çok vuku bulur; dilde cereyan eder. Bu türlü muameleye şöyle denir:
– Tecelli-i surî..
Bu muameleye uğrayan kimse ise; tecelli yolundan gelen bu sureti Hak sanır..
Bu mânâda asıl söz hakkı, ancak Şeyh-i Ecell İmam-ı Rabbanî (Çok ulu şeyh, Rabbânî âlim) Hazret-i Hâce Yusuf Hemedanî'nindir; şöyle dedi:
– Bu öyle hayallerdir ki, bunlarla tarikat çocukları büyür..
***
Sonra bilesin ki.
Size icâzet nev'inden bir şey sudur etmişti. İstedim ki, bu babda bazı faydalı şeyleri yazayım. Uygun düşer ki, akıl kulağı ile dinleyesin ve onlarla amel edesin..
Bilesin ki,
Sana bir talib, tarikat isteği ile gelirse; ona tarikat talimi için, düşünüp ve teenni gösteresin. Bu teenni ve düşünmeyi, sana istidraç geleceği korkusuna binaen yapmalısın. Zira böyle şeyde senin bir batağa saplanman korkusuna bakılmalıdır.
Bilhassa, müridlerin gelişi ile, sende bir ferah ve sürûr hâsıl olursa işte o zaman; bu babda tazarru ve iltica (yakarma ve sığınma) yoluna girmelisin..
İstihareleri devam ettirmelisin; taa, o gelen kimseye tarikat talimi işinde, bir hoşnutluk husulüne yakîn hâsıl oluncaya kadar..
Böyle bir şeyde, istidraç ve dalâlete saptırmak murad değildir..
Çünkü: Allah'ın kulları üzerinde tasarrufta bulunmak, onların terbiyesi için vakit zâyi etmek, Sübhan Hakkın izni olmadan câiz değildir.
Yüce Allah'ın şu kavlinde anlatılan manaya delâlet vardır:
– «Rabblarının izni ile, insanları zulmetten nura çıkarman için..» (14/1)
Şöyle hikâye edildi:
Değerli zatlardan biri vefat etmiş. Ona şu hitap gelmiş:
– Sen miydin, kullarıma karşı benim dinimde zırh giyen?.
– Evet..
Deyince, şöyle denir:
– Kullarımı bana bıraksaydın; kalbinle bana yönelseydin ya..
***
Sana ve senden başkalarına verilen icâzet; bazı şartlara ve Allah'ın rızası olduğu üzerine bilgi hâsıl olmasına bağlıdır. Henüz şartsız icâzet verme zamanı gelmedi. O vakit gelinceye kadar, şartlara riâyet etmek gerekir.
Haberleşmek şarttır.
Burada anlatılan mânâ, Mir Nu'man'a da yazılmıştır. Bu hususta ondan da bilgi alabilirsiniz.
Hülâsa: O vakit gelinceye kadar çalışmak gerekir. O zaman geldikte, şartların darlığından halâs müyesser olur.
Vesselâm.