İKİYÜZONÜÇÜNCÜ MEKTÛB

"Bu mektup, Nakib Seyyid Şeyh Ferid hazretlerine yazılmıştır. Vaaz ve nasihat vermekte, Ehl-i sünnet âlimlerine uymayı övmektedir:

Allahü teâlâ sizi zatınıza yakışmayan her şeyden korusun! Yüce ceddinize “aleyhi ve alâ âlihissalavâtü vetteslîmât” hürmetine duamı kabul buyursun! Rahman suresinde, altmışıncı ayetinde mealen, (İyiliğin karşılığı, ancak iyilik olur) buyuruldu. Sizin ihsanlarınıza hangi ihsanla karşılık yapacağımı bilemiyorum. Ancak mübarek zamanlarda din ve dünya selametiniz için dua etmeye çabalıyorum. Elhamdülillah, elimde olmayarak bu vazife nasip olmaktadır. Mükafat olabilecek başka bir ihsan da vaaz ve nasihattir. Eğer kabul buyurulursa bizim için ne büyük nimet olur.

Ey asil ve şerefli efendim! Vaazların özü ve nasihatlerin kıymetlisi Allah adamları ile buluşmak, onlarla birlikte bulunmaktır. Allah adamı olmak ve İslamiyet’e yapışmak da Müslümanların çeşitli fırkaları arasında kurtuluş fırkası olduğu müjdelenmiş olan Ehl-i sünnet ve’l-cemaatin doğru yoluna sarılmaya bağlıdır. Bu büyüklerin yolunda gitmedikçe kurtuluş olamaz. Bunların anladıklarına tabi olmadıkça saadete kavuşulamaz. Akıl sahipleri, ilim adamları ve evliyanın keşifleri bu sözümüzün doğru olduğunu bildirmektedirler. Yanlışlık olamaz.

Bu büyüklerin doğru yolundan hardal tanesi kadar, pek az ayrılmış olan bir kimse ile arkadaşlık etmeyi öldürücü zehir bilmelidir. O’nunla konuşmayı yılan sokması gibi korkunç görmelidir. Allah’tan korkmayan ilim adamları, hangi fırkadan olursa olsun zındıktırlar. [Yetmiş iki bidat fırkasının hepsi Ehl-i sünnet değildir. Bunların en kötüsü Şiiler ile Vehhabîlerdir.] Bunlarla konuşmaktan, arkadaşlık etmekten, kitaplarını okumaktan, evlerine, köylerine gitmekten de sakınmalıdır. Dinde hasıl olan bütün fitneler ve azılı din düşmanlığı hep böyle zındıkların bıraktıkları kötülüktür. Dünyalık ele geçirmek için dinin yıkılmasına yardım ettiler. Bakara suresinin on altıncı ayet-i kerimesinde mealen, (Hidayeti vererek dalaleti satın aldılar. Bu alışverişlerinde bir şey kazanamadılar. Doğru yolu bulamadılar) buyuruldu. Bu ayet-i kerime bunları bildirmektedir.

İblis’in rahat, sevinçli oturduğunu, kimseyi aldatmakla uğraşmadığını gören bir zat: “Niçin insanları aldatmıyorsun, boş oturuyorsun?” dedikte; “Bu zamanın kötü din adamları benim işimi çok güzel yapıyorlar, insanları aldatmak için bana iş bırakmıyorlar” demiştir. Oradaki talebeden Mevlana Ömer iyi yaratılışlıdır; yalnız kendisine arka olmak, doğruyu söylemesi için kuvvetlendirmek lazımdır. Hafız imam da aklını fikrini dinin yayılmasına vermiştir; zaten her Müslümanın böyle olması lazımdır. Hadis-i şerifte: (Kendisine deli denilmeyen kimsenin imanı tamam olmaz) buyuruldu.

Biliyorsunuz ki bu fakir söyleyerek ve yazarak, iyi kimselerle konuşmanın ehemmiyetini anlatmaya uğraşıyorum. Kötü kimselerle arkadaşlıktan ve bunların kitaplarını okumaktan kaçınılmasını tekrar tekrar bildirmekten usanmıyorum. Çünkü işin temeli bu ikisidir. Söylemek bizden, kabul etmek sizden. Daha doğrusu hepsi Allahü teâlâdandır. Allahü teâlânın hayırlı işlerde kullandığı kimselere müjdeler olsun! [Zamanımızda İngiliz casusları, mezhepsizler, zındıklar din adamı şekline girdiler. Hak sözü bilen ve söyleyen din adamı bulunmaz oldu. Saadete kavuşmak için Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumaktan başka çare kalmadı. Hakikat Kitabevi’nin bütün kitapları Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından toplanmıştır. Bunları bütün Müslümanlara tavsiye ederiz. Ehl-i sünnet kitapları demek, dört mezhepten birinin kitapları demektir.]

İhsanlarınızın çokluğu bu yazılara sebep oldu; başınızı ağrıtmak ve usandırmak düşüncesini unutturdu.

Vesselam.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi