İKİYÜZKIRKİKİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Molla Bedîüddin’e yazılmıştır. Zikr-i zat ve zikr-i nefy-ü isbat bildirilmektedir:

Allahü teâlâya hamd ve Resulüne salât ve selâm olsun. Size ve bütün din kardeşlerime hayırlı dualar olsun!

Kıymetli kardeşim! Derviş Muhammed, şerefli mektubunuzu getirdi, bizleri sevindirdi. Kendinizi kusurlu gördüğünüzü ve niyetlerinizi ve ibadetlerinizi beğenmediğinizi yazıyorsunuz. Allahü teâlâ bu görüşünüzü artırsın ve beğenmemenizi çoğaltsın! Bu yolda bu iki nimet işlerin temelidir.

Sual: İsm-i zat ile ne zamana kadar çalışılacağını soruyorsunuz. Bu isme devam etmekle ne miktar perdelerin ortadan kalkacağını ve nefy-ü isbat ne vakte kadar yapılır ve bu mübarek kelime ile nelere kavuşulur ve ne kadar perde kalkar diyorsunuz?

Cevap: (Zikir) demek, gafleti gidermek demektir. Başlangıçta da yolun sonunda da insanın zahiri yani bedeni gafletten kurtulamaz; bunun için zahir her zaman zikre muhtaçtır. Bazı zaman ism-i zat olan (ALLAH) kelimesi ile zikir daha faydalı olur. Bazen de nefy-ü isbat zikri, yani kelime-i tevhid söylemek daha uygun olur. Batına yani kalbe gelince; burada da gaflet büsbütün gidinceye kadar zikretmek elbette lazımdır. Şu kadar var ki başlangıçta herkesin bu iki zikre devam etmesi lazımdır. Yolun ortasında ve sonunda bu iki zikir şart değildir. Kur’an-ı Kerim okumakla ve namaz kılmakla da gaflet giderilebilirse bunlarla da olur. Yolda olanlara Kur’an-ı Kerim okumak, sonda olanlara ise nafile namazları kılmak daha uygundur.

Şunu da biliniz ki ancak Zat-ı teâlâya kavuşmak isteyenler için Zat-ı teâlânın isimlerle ve sıfatları düşünmekle birlikte hazır olması da gaflet sayılır. Bu gafleti yok etmeleri lazımdır; ötelerin ötesine ilerlemelidirler.

Dost ayrılığı, az olsa da az değildir.
Gözde kıl parçası da olsa çok görünür.

Rüyaları yazmışsınız; bundan önce de bildirmiştim ki bunlar müjdecidirler. Müjde edilen şeylerin meydana çıkmaları zamanı daha gelmemiştir. Bekleyiniz ve çalışınız!

Sevgiliye kavuşmak ele geçer mi acaba?
Yüksek dağlar ve korkunç tehlikeler var arada!

Vesselam.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi