İKİYÜZSEKSENBİRİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Seyyid Mir Muhammed Nu’mân’a “k.s.” yazılmıştır. Silsile-i aliyye-i Sıddîkiyye’ye bağlanmaya şükretmekte, bu yolu övmektedir:

Allahü teâlâya hamd olsun! O’nun seçtiği kullarına selam olsun! Bu büyük nimetin şükrü hangi dil ile yapılır? Allahü teâlâ, biz fakirleri; imanımızı, itikadımızı Ehl-i sünnet ve’l-cemaat âlimlerinin “şekkerallahü teâlâ sa’yehüm” bildirdiklerine göre düzelttikten sonra Sıddık’tan gelen yola sülûk etmekle şereflendirdi. Bizleri o büyüklerin mensupları yaptı.

Bu fakire göre bu yolda bir adım ilerlemek, başka yollarda yedi adım ilerlemekten daha faydalıdır. Peygamberlere uyarak ve varis olarak onların kemalatına kavuşturan yol ancak bu yüksek tariktir. Başka yollar, velâyetin kemalatının sonuna ulaştırır. Oradan peygamberlik kemalatına kavuşturan yol açılmamıştır. Bunun içindir ki bu fakir; kitaplarımda ve mektuplarımda bu büyüklerin yolunun, Ashab-ı kiramın “aleyhimürrıdvân” yolu olduğunu yazdım. Ashab-ı kiram veraset yolu ile peygamberlik kemalatından çok şeylere kavuştukları gibi bu yolun sonuna varanlar da onlara uydukları için o kemalatlardan çok şeylere kavuşurlar. Bu yolun başında ve ortasında olanlar, sonunda bulunanları çok sevdikleri için, (Kişi, sevdiği ile beraberdir) hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşurlar. [Bu hadis-i şerifi Abdullah ibni Mes’ud’dan “radıyallahü teâlâ anh” (Buhârî) ve (Müslim) bildirmektedir. (Künûz-üd-dekâık)’ta da yazılıdır.]

Bu yola girip de bir şeye kavuşamayan ve zarar eden kimse; bu yolun edeplerini gözetmeyen, yenilikler ve reform yapan, edeplere uymayıp rüyalarına ve hülyalarına uyan kimsedir. Bu kimsenin yoldan çıkmasında, felakete sürüklenmesinde yolun günahı nedir? O; rüyalarının, hülyalarının yolunda gitmektedir. Türkistan yoluna dönmüştür, Kabe yolundan sapmıştır. Elbette hacı olamaz.

Farsça beyit tercümesi:
Korkarım ki, ey cahil, Kabe’ye varamazsın!
Kabe’yi sayıklama, Türkistan yolundasın!

Oradaki sevdiklerimizin ve bu tarikata girenlerin toplandıkları ve çalıştıkları bir sırada sizin oradan ayrılmanızı iyi görmüyorum. Bundan önce bize gelmenizi işaret etmiş idiysem de bu yolculuğunuz şartlara bağlı idi. Şimdi de bu şartları gözetmelisiniz! Birkaç istihare yaparak kalbinizde rahatlık ve genişlik olduğunu iyi anladıktan sonra ve yerinize birini oturtarak oradaki çalışmaların sarsılmayacağı temin edildikten sonra buraya gelmeniz doğru olabilir. Bu şartlar yapılmazsa oradaki çalışmaları bozmayınız! Taleplerin topluluğunu gevşetmeyiniz! Daha çok yazmıyorum. Vesselam.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi