Mektuplar

MEVZUU:

a) Tarikat-ı Nakşibendiye-i Aliyye'ye intisab etmenin şükrünü beyan;
b) Bu Tarikat-ı Aliyyenin bazı hususiyetlerini beyan ve onda lâzım olan edep hareketleri.

NOT:

İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu, Mir Muhammed Nu'man'a yazmıştır.

***

Allah'a hamd olsun. Selâm onun seçmiş olduğu kullarına..

***

Bu büyük nimetin şükrünü hangi dille eda edebiliriz?.

Şöyle ki: Allah çalışmalarını şükrana lâyık eylesin, Ehl-i sünnet vel-cemaatın görüşüne göre itikadı tashih ettikten sonra, Sübhan Allah bizi Tarikat-ı Nakşibendiye-i Aliyye'ye sülûk şerefi ile müşerref eyledi. Bizleri, bu şânı büyük taifenin müridleri ve müntesipleri eyledi.

Fakir'e göre: Bu Tarikat-ı Aliyye'de bir adım atmak; diğer tarikatlarda yetmiş adım atmaktan daha faziletlidir.

Bir yol ki, fütuhat getirir ve tebâiyet ve veraset yolu ile kemalât-ı nübüvvete ulaştırır; işte o: Bu Tarik-i Âliye'dir.

Diğer tarikatların müntehası (nihâyeti), velâyet kemalâtının husulüdür. Nübüvvet kemalâtına ulaştıran bir yol onlardan açılmaz.

Üstte anlatılan mânâ icabı olarak; mektuplarımda (veya kitaplarımda) şöyle yazdım:

— Bu büyüklerin yolu, ashâb-ı kiram yoludur. Allah onlardan razı olsun.

Ashab-ı kiram, bu kemalâttan yana veraset yolu ile nasıl bol hazza nail oldularsa; bu Tarikat'ın müntehileri (nihayetine ulaşanlar) dahi, tebâiyet (tâbi olmak) yolu ile ondan nasib bulurlar. Müptedi ve mutavassıtlarına (Başta ve ortada olanlara) gelince.. bunlar dahi bu Tarikat'ı bırakmayıp bu Tarikat'ın müntehilerine karşı kemaliyle muhabbetle muttasıf olduklarından, bunlar için dahi aynı mânâ ümid edilir.

— «İnsan sevdiği ile beraberdir.»

Hadis-i şerifi ayrıca bu mânâda uzakta kalanlara bir müjdedir.

Bu Tarikat-ı Aliyye'de, asıl hüsrana dalıp varını yitiren o şahıstır ki: Ona girer; amma edeplerine riâyet etmediği gibi, onda yeni icadlar çıkarmaya kalkar ve bu Tarikat-ı Aliyye'ye muhalif düşen rüyalarına ve düşlerine itimad eder. Bu takdirde, Tarikat'ın günahı nedir?.

Bu durumda o kimse, rüyalarının ve düşlerinin iktizasına göre, Türkistan tarafına teveccüh etmiş; kendi arzusu ile Kâbe yolundan ayrılmıştır.

Bir şiir:

Bak, ulaşabilir mi Mekke'ye o kimse:
Yarın, Irak tarafına yönelip gitmişse..

***

Orada arkadaşların topluluğu ve taliplerin ciddî çalışmaları vardır; sizin oradaki bu yolunuzu bozmak istemem.

Bundan evvel, bu tarafa gelmeniz için işaret vaki olmuştu; ama onun da şartları vardı. Şu anda dahi, aynı şartlar vardır.

Şayet bu tarafa teveccüh edeceksen; bu iş: Mükerrer (tekrar tekrar) istihare, şüphe ve tereddüde mahal bırakmayan gönül açıklığından ve yerine birini bıraktıktan sonra olmalıdır. Amma yerine bırakacağın kimse, önceki hale bir fütur (gevşeklik) getirecek hiç bir şey yapmamalıdır. Ancak bundan sonra gelebilirsin. Bu anlatılan şartlar olmadan; oradaki muameleyi zâyi etmek, taliplerin topluluğuna fütur getirmek yerinde olmaz.

Bundan daha fazla nasıl anlatayım?.

Vesselâm.


Hakîkat Kitâbevi Tercümesi