İKİYÜZSEKSENİKİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Bedîüzzaman’a gönderilmiştir. Hızır “aleyhisselâm” ve İlyas “aleyhisselâm” ile buluşmayı bildirmektedir:

Allahü teâlâya hamd olsun! O’nun seçtiği kullarına selam olsun! Çok zamandan beri sevdiklerimiz Hızır “alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” için soruyorlar. O’nun için bu fakire lazım olan bilgi verilmediğinden cevap yazmıyordum. Bugün sabah vakti toplanmıştık. İlyas “aleyhisselâm” ile Hızır “alâ nebiyyinâ ve aleyhimessalavâtü vetteslîmât” ruhani şekillerde geldiler. Hızır “aleyhisselâm” ruhani olarak dedi ki: “Biz ruhlar alemindeniz. Allahü teâlâ bizim ruhlarımıza öyle kuvvet vermiştir ki insan şeklini alırız. İnsanların yaptığı işleri bizim ruhlarımız da yapar. İnsanların yaptığı gibi yürürüz, dururuz, ibadet ederiz.”

“Namazları Şafii mezhebine göre mi kılarsınız?” dedim. “Biz İslamiyet’e uymakla emrolunmadık. Kutb-i medarın işlerine yardım ederiz. Kutb-i medar Şafii mezhebinde olduğu için biz de onun arkasında Şafii mezhebine göre kılıyoruz” dedi. Bu sözünden anlaşıldı ki bunların ibadetine sevap yoktur. Yanında bulundukları kimseler gibi ibadet ederler; ibadetin yalnız şeklini yaparlar.

Bu konuşmadan da anladım ki velâyetin kemalatı Şafii mezhebine uygundur. Peygamberlik kemalatının Hanefi mezhebine bağlılığı vardır. Kıyamete kadar hiç peygamber gelmeyecektir. Bu ümmete bir peygamber gönderilseydi Hanefi mezhebine göre ibadet ederdi. Hace Muhammed Parisa “kuddise sirruh” hazretlerinin (Füsul-i sitte) kitabındaki: “Hazret-i İsa (alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm) gökten indikten sonra İmam-ı Azam Ebû Hanîfe (radıyallahü teâlâ anh) mezhebine göre iş yapar” sözünün ne demek olduğu şimdi anlaşıldı.

Bu iki büyükten yardım ve dua istemeyi düşündüm. “Allahü teâlânın lütfuna, ihsanına, nimetlerine kavuşan bir kimseye biz ne yapabiliriz?” dedi. Sanki kendilerini aradan çektiler. Hazret-i İlyas “alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” bu konuşmaya hiç katılmadı, bir şey söylemedi. Vesselam.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi