Sekizinci Beyân

Yedinci âfet - Fuhuş, sövmek, pis dil ve çirkin sözlülük

Bu da yasak ve zemmedilmiştir. Bunun menşe'i alçaklık ve pis tabiatlılıktır. Resûli Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

إِيَّاكُمْ وَالْفُحْشَ فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلَا التَّفَحُّشَ

“Aman aman fahiş, açık ve çirkin sözlerden kaçının; zîra Allahu Teâlâ çirkin sözleri ve fahiş konuşmaları sevmez.”68

Resûli Ekrem, Bedir Cengi'nde öldürülen müşrikler aleyhinde kötü söylemekten men'ederek şöyle buyurmuştur:

لَا تَسُبُّوا هَؤُلَاءِ فَإِنَّهُ لَا يَخْلُصُ إِلَيْهِمْ شَيْءٌ مِمَّا تَقُولُونَ وَتُؤْذُونَ الْأَحْيَاءَ أَلَا إِنَّ الْبَذَاءَ لُؤْمٌ

“Bunlara sövmeyin, haklarında kötü söylemeyin; zîra sizin söylediklerinizden onlara bir şey gitmeyecektir. Ancak geride kalanlarına eziyyet etmiş olursunuz. İyi biliniz ki, fuhşi kelâm ve kötü söz mezmûmdur.”69

Yine Resûli Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ الْمُؤْمِنُ بِالطَّعَّانِ وَلَا اللَّعَّانِ وَلَا الْفَاحِشِ وَلَا الْبَذِيءِ

“Mü'min ta'n etmez, kimseye dokunmaz, lânet etmez, fahiş söz söylemez ve kimseyi yermez.”70

Diğer bir hadisde de şöyle buyurulmuştur:

الْجَنَّةُ حَرَامٌ عَلَى كُلِّ فَاحِشٍ أَنْ يَدْخُلَهَا

“Cennet fahiş ve çirkin söz konuşanlara haramdır.”71

Yine Resûli Ekrem şöyle buyurmuştur:

أَرْبَعَةٌ يُؤْذُونَ أَهْلَ النَّارِ فِي النَّارِ عَلَى مَا بِهِمْ مِنَ الْأَذَى يَسْعَوْنَ بَيْنَ الْحَمِيمِ وَالْجَحِيمِ يَدْعُونَ بِالْوَيْلِ وَالثُّبُورِ رَجُلٌ يَسِيلُ فُوهُ قَيْحًا وَدَمًا فَيُقَالُ لَهُ مَا بَالُ الْأَبْعَدِ قَدْ أَذَانَا عَلَى مَا بِنَا مِنَ الْأَذَى فَيَقُولُ إِنَّ الْأَبْعَدَ كَانَ يَنْظُرُ إِلَى كُلِّ كَلِمَةٍ قَذِيعَةٍ خَبِيثَةٍ فَيَسْتَلِذُّهَا كَمَا يَسْتَلِذُّ الرَّفَثَ

“Dört kimsenin Cehennem'de çektikleri azabdan, Cehennem halkı dahî üzülürler. Bunlardan birinin ağzından mütemadiyen kan ve irin akar. Ona denilir ki: 'Senin hâlin nedir ki bizim azabımıza azab katıyorsun?' O da der ki: 'O (hain), her fahiş ve habîs söze bakar da cinsî münasebetten zevk aldığı gibi bu gibi sözlerden zevk alırdı.' Bunun için cezası budur.”72

Yine Resûli Ekrem, Hz. Aişe'ye:

لَوْ كَانَ الْفُحْشُ رَجُلًا لَكَانَ رَجُلَ سَوْءٍ

“Ey Aişe, fuhuş erkek olsa, kötü bir insan olurdu” buyurdu.73

Yine Resûli Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

الْبَذَاءُ وَالْبَيَانُ شُعْبَتَانِ مِنَ شُعَبِ النِّفَاقِ

“Yaramaz ve fahiş sözler (beza), nifakın dallarından birer daldır.”74

Hadisdeki "beyan" kelimesinden muradın, îzâhı muvafik düşmeyen şeyi açığa çıkarmak veyahut tekellüfe varacak şekilde îzâha kalkışmak mânalarına ihtimali olduğu gibi, din işlerinde ve Allahu Teâlâ'nın sıfatlarında açıklamak, îzah etmek ihtimali de vardır. Çünkü dinî hükümleri ve Allah'ın sıfatlarını mücmel olarak, halka bildirmek daha iyidir. Zira avâmın teferruata tahammülü yoktur. Tafsilâta kalkışmakla onları şübheye düşürmek ihtimali vardır. Mücmel olarak anlatılırsa kolaylıkla onu kabül eder. "Beyân" kelimesinin bütün bu mânalara ihtimâli olmakla beraber, "Beza" kelimesinin yanında bunu anmak, açıkça ifade edilmesinde insânın utandığı sözleri îmâ yollu konuşacak yerde açıkça konuşmak mânasındadır. Bu gibi yerlerde sözü kapalı geçmek daha muvâfıktır.

Yine Resûli Ekrem:

إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْفَاحِشَ الْمُتَفَحِّشَ الصَّيَّاحَ فِي الْأَسْوَاقِ

“Allahu Teâlâ sokaklarda dolaşıp âşikâre fahiş ve çirkin söz söyleyenleri sevmez” buyurmuştur.75

Cabir b. Semure76 diyor ki: Resûli Ekrem şöyle buyurmuştur:

إِنَّ الْفُحْشَ وَالتَّفَحُّشَ لَيْسَا مِنَ الْإِسْلَامِ فِي شَيْءٍ وَإِنَّ أَحْسَنَ النَّاسِ إِسْلَامًا أَحْسَنُهُمْ أَخْلَاقًا

“Fuhuş ve karşılıklı fahiş söz sarfetmenin İslâmiyet'te yeri yoktur. İslâmiyet bakımından insanların en güzeli, ahlâkı en güzel olanıdır.”77

İbrahim b. Mesîre78 diyor ki; Abnef b. Kays, "Size hastalıkların en kötüsünü bildireyim mi?" dedi ve bunların bed lisan ve kötü huy olduklarını anlattı.
Bu anlattıklarımız da kötü sözü zemmeden rivayetlerdir.

Fuhşun haddine ve hakikatine gelince; fuhuş, çirkin şeyleri açık sözlerle ifade etmektir. Bunlar umûmiyetle cinsî münasebet ve bunlarla alakalı sözlerdir.  Zira bozuk insanların bu hususta kullandıkları çok çirkin ve çok açık tâbirleri vardır. Sâlih kimseler bunları kinaye, rumûz ve îmâ yolu ile anlatırlar. İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: “Allah hayâ ve kerem sahibidir. Afveder ve birçok şeyi kinâyeli olarak anlatır. Meselâ, cinsî münasebeti temas, lems, duhûl ve sohbet gibi kelimelerle ifade eder.”

Bunlar fahiş değiller, fakat bunların karşısında fahiş ve açık kelimeler var ki, onları anmak çirkindir. Bunların çoğu sövüp saymakta ve ayıplamakta kullanılır.

Bunlar da kendi aralarında farklıdır. Bazıları bazılarından daha fahiştir. Bu da memleketlerin teâmülüne göre değişir. En hafifleri mekrûh, ağırları ise mahzurludur. Aralarındakiler, mekrûh ile mahzur arasında mütereddittir. Bu fuhşi kelâm yalnız cima ile alakalı değil, idrar ve kazâi hâcette de vardır. Zîra kazâi hâcet de gizli yapılır. Gizli yapılan her şeyi açık ve sarih kelimelerle ifade, fuhşi kelâmdır" dedi.

Bunun gibi, bir kimsenin utandığı bir kusûru varsa, o kusûrunu açıkça anmadansa, "şikayet ettiğim" bir husus diyen bir ifâde ile anmak daha muvafık düşer. Aksi ise fuhşi kelâmdır. Hepsi de dilin âfetlerindendir.

Alâ b. Hârûn diyor ki: Ömer b. Abdülaziz konuşmasına çok dikkat ederdi. Bir defa koltuğunda bir yara çıktı. Gittik vaziyetini sorduk. Yara nerende çıktı? dedik. O da, koltuğumun altında demedi de elimin içinde çıktı dedi. Burada bile dilinin nezaketini korudu.

Fahiş söz söylemenin sebebi, ya karşısındaki adama eziyyet etmek veya düşüp kalktığı kötü kimselerden alışıp bunu teâmül hâline getirmektir. Çünkü sövüp saymak bu gibi alçak tabiatli insanların âdetidir. Onlar buna aldırış etmezler.

Bir A'rabî'nin vasiyyet isteği üzerine Resûli Ekrem şöyle buyurmuştur:

عَلَيْكَ بِتَقْوَى اللَّهِ وَإِنِ امْرُؤٌ عَيَّرَكَ بِشَيْءٍ يَعْلَمُهُ فِيكَ فَلَا تُعَيِّرْهُ بِشَيْءٍ تَعْلَمُهُ فِيهِ يَكُونُ وَبَالُهُ عَلَيْهِ وَأَجْرُهُ لَكَ وَلَا تَسُبَّنَّ شَيْئًا

“Allah'tan kork, takvaya devam et. Bir kimse sende bildiği bir kusûrdan dolayı seni ayıplarsa, sen onda bildiğin kusûrdan dolayı onu ayıplamağa kalkışma; günahı onun, sevabı ise senin olur. Ve kimseye kötü söz söyleme.”79

İyâd b. Himar'ın "Bizim akrabadan biri bana kötü söz söylüyor. Hâlbuki benden aşağıdır. Ben de aynı şekilde kendisine mukabelede bulunabilir miyim?" şeklindeki sorusu üzerine Resûli Ekrem:

الْمُتَسَابَّانِ شَيْطَانَانِ يَتَعَاوَيَانِ وَيَتَهَاجَرَانِ

“Karşılıklı birbirine sövenler şeytanlardır. Onlar köpek gibi itişir, yalan konuşur ve ayrılırlar” buyurdu.80

Yine Resûli Ekrem (s.a.v.):

سِبَابُ الْمُؤْمِنِ فِسْقٌ وَقِتَالُهُ كُفْرٌ

“Mü'mine sövmek fisk, mü'mini öldürmek ise küfürdür” buyurmuştur.81

Karşılıklı sövüşenler hakkında şöyle buyurulmuştur:

الْمُسْتَبَّانِ مَا قَالَا فَعَلَى الْبَادِئِ مِنْهُمَا حَتَّى يَعْتَدِيَ الْمَظْلُومُ

“Karşılıklı birbirine sövenlerin günahı, mazlum taraf (haddi) aşmadıkça, ilk defa başlayanadır.”82

Diğer hadîsde şöyle buyrulmuştur:

مَلْعُونَ مَنْ سَبَّ والديه
"Annesine babasına söven mel'ûndur."

Kişinin ebeveynine sövmesi hakkında Resûli Ekrem şöyle buyurmuştur:

مِنْ أَكْبَرِ الْكَبَائِرِ أَنْ يَسُبَّ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ

“En büyük günahlardan biri de kişinin annesine babasına sövmesidir.” “İnsan annesine babasına söver mi?” diyenlere:

يَسُبُّ أَبَا الرَّجُلِ فَيَسُبُّ الْآخَرُ أَبَاهُ

“Kendisi başkasının babasına küfreder, başkası da onun babasına küfreder” buyurmuştur.83