(Latin)

Fetvâ ve takvâda ve ilm ve vera'da imam-ı ekmel Ahmed bin Hanbel rahmetullâhi aleyh hazretlerine taklid iderler. Bu dört eimmenin mezheblerine Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat mezhebleri derler. Bunların biri birine ihtilâfları fürû'un bazı mesâilindedir. Cümlesinde degildir. Fammâ i'tikadda dördü dahi bir mezhebdedir ki Hazret-i Peygamber sallallâhu te'âlâ aleyhi ve sellem buna fırka-i nâciye [yetmiş üç fırkadan kurtulan fırka] diyü ad verdi. İşte sûfîlerin mübtedîlerinin ve müntehîlerinin mezhebleri bu Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat mezhebindir, gayrı değildir ve bu sûfîlerin i'tikadları dahi budur ki her kimse ehlullâh olsa, her ne kadar kerâmet sâhibi olsa da
bu imamların mertebesi bulamaz.  Kande kaldı, ashâb-ı güzînin mertebesini ve peygamberlik mertebesini bulmak. Ve dahi bu yola i'tikad iderler ki velî bir mertebeye varmaz ki bu imamlardan ihtiyâcı kesile. Ya'ni bunlardan birini taklid etmekten kurtula ve ihtiyâcı olmaya.

(Suâl)
Bâyezîd-i Bistâmî hazretlerine "Ne mezhebdensin?" dediklerinde "Allah mezhebindenim" dedigi nedir?

(Cevab)
Budur ki, bu mezheblerin her birisi Allah te'âlâ hazretlerine gider  mezhebdir. İmam-ı A'zam mezhebi ve İmam Şâfi'î mezhebi dimek mecâzdır. Hakikatte bu yollar Allah'ın yollarıdır. Bâyezîd-i Bistâmî hakikatle cevâb vermiştir. Yoksa ben mezheblerden degilim demek değildir.

(Suâl)
Bu Sûfîlerin ekseriyâ kasâidlerinde bazı sözler görür ve işidiriz ki ol sözlerden bunlar tenâsühcî mezhebinden olmak anlanılur. Meselâ derler ki: "Ben gâh bulut olurum ve gâh yağmur ve gâh nebât olurum ve gâh hayvân ve gâh insan olurum" ve bunun emsâli nice şeyler dirler, işidiriz. Bu sözler nedir ve ne dimektir?


Sayfa 05

 
  Önceki sayfa Sonraki sayfa