(Sadeleştirilmiş)


Anlaşılan bu kişiler (sufiler), şarabı, meyhaneyi ve sevgilinin yüzündeki çizgileri Kuran'a benzeterek övüyorlar. Bu nasıl açıklanabilir?

Cevap:
Bu sufi topluluğu, taklide dayalı imandan (yani sorgulamadan, duyarak inanmaktan) çıkıp, araştırmaya ve bizzat tecrübe etmeye dayalı hakiki imana bir yolculuk yaparlar. Tıpkı bunun gibi, bütün varlıkların da dış görünüşünden iç yüzüne, görünen şeklinden özündeki manasına doğru bir yolculuk içindedirler. Varlıkların özündeki yüceliği görmüş ve bilmişlerdir. Bu nedenle sözlerinin çoğu, görünen aleme değil, mânâ alemine aittir ve semboliktir.

Örneğin:
Şarap: Onların "şarap"tan kastı, Allah'ı bilme ve tanıma bilgisidir (marifetullah). Bu bilginin neticesi ise Allah sevgisi (muhabbetullah) ve aşktır. Aşk ve muhabbet aynı anlama gelir.
Meyhane: "Meyhane"den kasıtları, Allah sevgisinin bir hazinesi olan kâmil mürşidin (olgun ve yol gösterici rehberin) gönlüdür.
Kadeh: "Kadeh" ile, mürşidin öğrencisine öğrettiği Allah'ın isimlerini (zikirleri) veya ağzından çıkan ilahi bilgileri ve hikmetli sözleri kastederler. Maneviyat yolundaki öğrenci (salik), bu sözleri dinledikçe manevi bir sarhoşlukla kendinden geçer.
Sevgili (Mahbub): "Sevgili" dedikleri ise yine kâmil mürşidin kendisidir. Çünkü nasıl ki bir insan, her bir detayı ve organı birbiriyle tam bir uyum içinde olan güzel birini gördüğünde ona sevgi duyarsa, maneviyat yolundaki öğrenci de mürşidinin iç dünyasındaki ilahi bilgileri, manevi hallerini ve üstün ahlakını anladıkça, ona olan sevgisi, dış görünüşü güzel olan birine duyulan sevgiden bin kat daha fazla olur. Zira o (dış görünüşteki) sevgili bedendir, bu (mürşit olan) sevgili ise candır.
Saç Lülesi (Zülf): Bundan kasıt, mürşidin alçakgönüllülük göstererek öğrencinin anlayacağı seviyeye inip ona cezbedici ve hikmetli sözler söylemesidir.
Yüzdeki Ben (Hâl): Mürşidin, bazen Allah'ın zatına kavuşma denizine dalarak manevi bir sarhoşluk içinde olduğu ve o anda yol gösterme (irşad) görevinden bile bir anlığına soyutlandığı derin halidir.
Köpüksüz Şarap (Bî-kef): Mürşidin, öğrenciye göründüğü anda onun gönlünden her iki dünya (dünya ve ahiret) düşüncesini de söküp aldığı, hatta ona kendi varlığını bile unutturduğu manevi bir hali ifade eder.
Yüzdeki Çizgileri Kuran'a Benzetmek: Buradaki "yüz"den kasıt mürşidin dış görünüşü değil, gönlünün yüzüdür (iç dünyasıdır). Bu "yüz"deki "Kuran"dan kasıt ise, mürşidin sahip olduğu ilahi ahlaktır.


Sayfa 8